Archive for the ‘linux’ Category

Wall Street’de Bir Dedikodu…

Thursday, March 19th, 2009

Oliver Stone‘un Wall Street adlı filmiydi. Yanlış hatırlamıyorsam sahne şöyleydi: Wall Street’in paradan para kazanma uzmanı Mr. Gekko (Michael Douglos), geleceği parlak görünen yeni yetme broker Bud Fox’a (Charlie Sheen) Wall Street’e hisse senetlerinin değerlerinin günübirlik nasıl arttıracağına dair işin püf noktalarını gösteriyordu. Önce hedef şirketin düşük seviyelerdeki hisse senetlerinden bol miktarda alınıyor, ardından bir telefon numarası çevriliyordu. Aranacak numaraya isim vs gibi hiçbir detay verilmeden bir şirket ile ilgili kısa bir cümle kuruluyordu. Ardından birtakım zincirleme faaliyet başlıyor ve günün başında eldeki 2 kuruş, günün sonunda 20 kuruş oluyordu.

Wall Street filmi konumuzla zaten alakalı değil ama tabii bu gibi durumları gördükten sonra Wall Street’ten çıkan dedikoduların neye nasıl hizmet ettiği konusunda etraflıca düşünmek gerekiyor. Zaten bu son ekonomik krizle birlikte Wall Street’te yeni dünyada, sıradan vatandaş gözünde en büyük suçlulardan biri. Neyse finans benim alanım değil, boğulmadan ve boğmadan bu karanlık sulardan çıkıp teknoloji dünyasının tanıdık bildik sularına geçelim.

18 Mart 2009 tarihi itibariyle Sun Microsystems firmasının hisse senetlerinde gözle görülür bir artış oldu. İyi ama ekonomik anlamda iyi durumda olmadığı ve kısa vadede olamayacağı öngörülen Sun Microsystems’in hisselerindeki bu artışın sebebi neydi? Dedikoduya göre firmayı satın almak isteyen zengin bir müşteri var. Zengin müşteri kim mi? Big Blue – IBM.

New York Times‘ın 18 Mart 2009 tarihli haberini de görünce bu dedikodunun “yalnızca dedikodu” olmayabileceği” kanısı oluşuyor. Hele bir de IBM’in geçen aralık ayında “Transitive” isimli firmayı satın aldığını hatırlayınca. Transitive firması ne iş mi yapıyor. “Cross Platform Virtualization” (Solaris uygulamalarının Linux’a aktarılması konusunda lider durumdalar)

IBM donanım dünyasını terk-i diyar eylemeye çoktan karar vermişti. PC bölümünü Lenovo’ya satması, kendini yazılım alanına odaklaması ve ardı ardına yazılım firmaları satın alması IBM’in bu uzun soluklu stratejisinin parçalarıydı. Sun’un donanım bölümünü ne yaparlar, orası henüz net değil ama eğer dedikodu doğruysa bu satın almayı cazip hale getiren Sun’ın donanım bölümünden ziyade Solaris, Java, Cloud Computing, MySQL ve bunun gibi daha bir çok yazılım…Bunlar üzerine söylenecek çok şey var ama önce haberin doğruluğu bir teyit edilsin..Daha sonra bu birleşmenin Linux ve Özgür yazılım dünyasına ne gibi etkileri olacak gibi konularda çok şey söylenecektir.

Bu arada IBM’in konuyla ilgili “Söz gümüşse, sükut altındır” dediği buna karşılık Sun CEO’su Jonathan Schwartz‘ın “Kasaptaki ete soğan doğramam” mealinde açıklamalar yaptıkları kulislere sızan bilgiler arasında :-)

——

——

Tropikal yağmurlarda ıslanmamanız dileğiyle,

Hayatınız kimin elinde olacak?

Monday, December 22nd, 2008

30 yıllık bir zaman dilimi insanlık tarihinin uzun yolu içinde matematiksel olarak belki bir nokta kadar bile yer işgal etmiyor. Altı üstü 30 yıl. Ama insanlığın ekonomik, teknolojik, sosyolojik ve politik vb. bir çok alandaki uzun yürüyüşü içinde belkide en hızlı, en etkili yürüyüşü bu otuz yıl içinde oldu. Teknolojik değişimler, ekonomik değişimleri, ekonomik değişimler sosyolojik değişimleri, sosyolojik değişimlerde diğer bütün alanları etkiledi / etkiliyor. Üstelik bu etkileşim doğrusal da değil yani aynı zamanda bir teknolojik değişim, sosyolojik değişimi, sosyolojik değişimde ekonomik değişimi çok yönlü olarak etkileyebiliyor.

Bundan yaklaşık otuz yıl önce radyo henüz tüm evlerde yoktu. Televizyon ise bazı evlerde vardı. O günlerde birileri bizlere cep telefonundan bahsetse herhalde güler geçerdik. Aklımızın alamadığı, çocukluğumuzun en teknolojik görüntüleri, o zamanların popüler televizyon dizisi Kara Şimsek- Knight Rider dizindeki Michael Night’in arabası Kitt ile saatini kullanarak konuşması, ona komut gönderebilmesi ve “akıllı ve düşünebilen” kitt’in de konuşarak cevap vermesi, kendi kendini çalıştırıp kahramanımızın imdadına yetişmesiydi. Yıl 1980′lerdi…

Bugün cep telefonu dediğimiz olgu hayatımızın her alanında. Yani insanlar çok değil, o diziden yaklaşık 10 yıl sonra mobil telefon teknolojisi ile haberleşmeye başlamışlardı. Kablosuz, bir avuç içine sığabilen bir cihaz…1980′lerde inanılmaz olan birşey 1990′lar ve 2000′lerde her birey için olmazsa olmaz bir ihtiyaç haline dönüşmüştü. Bu dönüşüm beraberinde de bir çok sosyal/ekonomik değişimi de getirdi. Şimdi bütün sırada – o zamanlafr bizim için hayal olan- konuşan, tepki veren, yolu ölçen, yakıtını ayarlayan, sizin ruh halinizi ölçüp ona göre müzik çalan arabalar var. Yani çocukluğumuzun hayali olan Kitt’ler yakın bir zamanda yollarda olacak. Belki direksiyona dokunmanız bile gerekmeyecek, siz çağıcaksınız o gelecek, siz koltuğa oturacaksınız ve “Profilo Alışveriş Merkezi”* diyeceksiniz o sizi oraya götürecek. Bunlar hayal veya yeni öngörüler değil. Bugün otomotiv firmalarınında, yazılım geliştiren firmaların gerçekleştirmek için uğraştığı ve yakın zamanda bir şekilde hayatımıza girecek teknolojik/sosyal gelişmeler.

IBM firması her yıl sonraki 5 yıl içinde hayatımızı değiştirecek 5 gelişmeyi “five in five” raporuyla duyuruyor. Geçen yılın öngörüleri arasında “The way you drive will be completely different” adıyla otomobil ve yol arasındaki etkileşiminin akıllı arabalarla değişeceği, sensör ve yazılımlarla bu değişimin hayatımızı da değiştireceğini muştuluyordu. Bunun dışında akıllı ev, robot, internet, cep telefonu vb. tüm alanlarda artık en önemli odak noktası bu değişimleri mümkün kılacak yazılımlar. Yani artık evimizdeki buzdolabı ya da kullandığımız araba da bir yazılım barındırmak zorunda.

Konu bir buzdolabı olduğu zaman yazılımın insan hayatına olası etkileri çok hayati olmayabilir ama otomobilden söz etmeye başladığımızda yazılımın insan hayatına etkisi ölümcül dahi olabilir. Dolayısıyla bu yazılımların nasıl geliştirileceği açık kaynak kodlu özgür yazılımlar mı olacağı yoksa kapalı kaynak kodlu yazılımlar mı olacağı hayati önem arzedebilir. Yolların ve trafikteki tüm araçların akıllı olduğu, sensörler ile haberleşebildiği, sizi en güvenli şekilde gitmek istediğiniz noktaya ulaştıracağı varsayımı altında çalışacak bu yazılımların olası yazılım sorunları nasıl giderilecek?

Çoğu insan okumuştur. Geçtiğimiz günler Microsoft firmasının Internet Explorer adlı yazılımında çok tehlikeli bir açık ortaya çıktı. Hemen hemen tüm güvenlik uzmanları firma açığı yamalayana kadar kullanıcıların başka tarayıcılar kullanmasını tavsiye etti. Tarayıcı pazarında payı en çok olan(~%80) bir yazılımda çıkan bir güvenlik açığı doğal olarak tüm insanları etkileyebiliyor ve oluşacak zarar inanılmaz derecede büyük olabiliyor. Dolayısıyla güvenlik açığının yamanması ve açığın kapatılması mümkün olan en kısa zamanda olmak zorunda. Son örnek firma ürününü 24 saatten fazla bir zaman sonra yamalayabildi. Ama o tarayıcı açık kaynak kodla yazılmış olsaydı -elbetteki yine açık olabilirdi- açığın yamanma süresi hem daha kısa olabilecek hemde açığın yamanması için tek firmanın ağızının içine bakmak zorunda kalınmayabilirdi. Her türlü hizmetin internet tabanlı hale geldiği bir zamanda tarayıcılarda çıkabilecek bir güvenlik açığının yol açacağı zarar azımsanmayacak kadar büyük olabilir.

Şimdi biraz hayalgücü kullanalım ve olayları abartalım:

Şimdi bu örnekte bireysel/şirketsel zararlar sözkonusu. Aynı durumu bizim kara şimsek örneğimize uygulayalım. Otomobillerin yazılımlarla çalıştığı bir ortamda yazılımda ortaya çıkabilecek bir çalışma hatası ve bir açık sadece o arabayı kullananları etkilemeyecek, bir otoyolda olduğunuzu düşündüğünüzde sizi veya başka araçları da etkileyecektir. Dolayısıyla bu tip yazılım hatalarının düzetilmesi çok kısa zamanda olmak zorunda. Fakat eğer bu tip yazılımlar kapalı kaynak kodlu olursa, bu gerçekleşebilir mi? Eğer bu tip başkalarını doğrudan ilgilendiren, bir nevi toplumsal olaylarda bu konu nasıl çözülecek?

Sadece bir kaç yüz geliştiricinin görebildiği, geliştirdiği yazılımların giderek evimizde, arabamızda, cep telefonumuzda, buzdolabımızda olması sizi ürkütmüyor mu? Artık eski zamanlardaki gibi cihazınızdaki bir hata sadece sizi veya cihazınızı etkilemiyor. Ağ ortamı, karşılıklı etkileşim derken çevrenizi, ailenizi ve daha tanımadığınız birçoklarını etkileyecek. Yeni bir çağ, yeni teknolojik gelişmeler bizi yeni bir sosyal yapıya, daha önce hiç öngörülemeyen yaşam tarzlarına götürürken yanımızda, arabamızda, evimizde bu eski model yazılımlarla mı olacağız?

Aileyi, toplumu (araba-trafik örneği) ilgilendiren yazılımların kamu yararı için açık kaynak kodlu, özgür yazılımlar olması gerekmez mi?

Daha da önemlisi hayatınız kimin elinde olacak?

Neşeli pazartesi sabahları,