Posts Tagged ‘toronto’

Vive Montréal! Vive le Québec?

Tuesday, April 27th, 2010

Vive Montréal! Vive le Québec! Vive le Québec libre! Vive le Canada français! Et vive la France!” (çok yaşa Montreal!, çok yaşa Quebec! Çok yaşa özgür Quebec! çok yaşa Fransız Kanada! Ve çok yaşa Fransa). Takvimler 24 Temmuz 1967 tarihini gösterdiğinde Kanada’nın 100. doğum yılı kutlamaları çerçevesinde Expo’67 fuarına katılmak için Kanada’da bulunan zamanın Fransa başkanı Charles de Gaulle zamanın tüm uluslararası protokol kurallarını ve nezaketini ihlal edip, “de Gaulle, de Gaulle” diye kendisini selamlayan Quebec’lilere hitaben ünlü “Vive le Québec libre” konuşmasını tam da bu şehirde, dünyanın fransızca konuşan 2. büyük şehri olan Montreal’de yapmış. (konuşmanın orjinali için: http://www.youtube.com/watch?v=C0LQBcygNew) Akabinde diplomatik bir kriz ve Kanada’nın Fransa’ya haklı tepkisi. O tarihten itibarende Quebec ayrılıkçı hareketinin simgelerinden biri olmuş bu konuşma.

Montreal ve Quebec eyaletinin Kanada’nın diğer bölgelerinden ayıran en önemli özellik dillerinin fransızca olması, genelde kendilerini Kanada’lı saymayan ve daima özel statü talebinde bulunan bir eyalet. Her ne kadar 2000’li yıllarla beraber bu durum yavaş yavaş değişmeye başlasa da Montreal’de de ve Quebec eyaletinin diğer şehirlerinde de Quebec milliyetçiliği hala var. İşin ilginç yanı Quebec’liyseniz bile artık yetmiyor, bir de gerçek Quebec’li (real quebecers) olmanız lazım.

Kanada’nın ünlü yazarlarından Mordecai Richler (kendisi Quebec’li) 90’ların başlarında “bestseller” olmuş “Oh Canada! Oh Quebec! Requiem for a Divided Country (Ah Kanada, Ah Quebec: Bölünmüş Bir Ülkeye Ağıt)” adlı eserinde Quebec sınırları içinde ingilizce kullanımına sınırlamalar getiren bir yasayla dalga geçtiğinde aldığı tepkiler onun “gerçek Quebec’li” olmadığından başlayıp, eserin yasaklanması taleplerine kadar gitmiş.

Mordecai Richler nerden esti derseniz? Son günlük girdisindeki “kişiliksiz toronto” ifadesine bozulan, toronto’ya haksızlık ettiğimi söyleyen birine karşı, tek olmadığımı, başkalarının da benzer düşünceleri paylaştığını nazikçe ispatlamam gerekiyordu. Işte o noktada Mordecai Richler imdadıma yetişti. 1992 de bir gazeteye verdiği demeçte Montreal’in bir takım olumsuzluklarını saydıktan sonra aynen şöyle diyor Richler “Still, there is a greater sense of pleasure than there is in Toronto”.

Bitti mi? Hayır, -ki en çok bu kısmı sevdim- ekliyor Mordecai Richler; “When people go to lunch, they still go to lunch. They don’t have to go back and see stock market ticker 45 minutes later. At lunch, you have coffee and cognac, you sit and talk. So, I find the appetite in Montreal still appealing” (kaynak: Herald-Journal 12.07.1992)

Montreal çok büyük bir kent değil belki ama yaratıcı bir kent, ama yaşamasını bilen bir kent, ama nihayetinde kimliği de ruhu da olan bir kent…

Montreal sokakları hakkında yazacaktık, gelecek sefere kalsın…