Archive for the ‘toplum’ Category

AB Telekom Paketi ve Bireysel Özgürlükler – 2

Friday, November 6th, 2009

Ne zaman internet veya haberleşme ile ilgili bir kanun gündeme gelse peşisıra “bireysel özgürlükler ne olacak” sorusu akla geliyor. Gerek içinde bulunduğumuz dijital çağın daha henüz başlarında olmamız gerekse bu dijital çağda nelerin temel hak sayılacağı tartışmalarının hala sürmesi yani bir anlamda kültürel/siyasi/bireysel alanda dijital hayatın insan hakları ile ilişkisinin tam oturmamış olması da bu endişenin oluşmasını tetikliyor. Bu konuda dönüm noktası sayılabilecek bir süreç son iki yıldır Avrupa’nın gündeminde.

Avrupa Birliği uzun bir süredir birliğin telekomünikasyon pazarını düzenlemek amacıyla bir telekom paketi üzerinde çalışıyordu. Daha rekabetçi bir telekom sektörü yaratmak, üye devletlerin rekabete aykırı davranışlar sergileyen büyük telekom firmaları üzerinde daha fazla kontrol elde etmesini sağlamak, telif haklarını korumak ve de tüketicileri korumak gibi amaçlar beyan edilerek yola çıkılan tasarı süreç içinde değişikliklere uğradı. Bu değişikliklerden biri son kullanıcıları doğrudan etkileyebilecek bir yasaklama barındırıyordu. Bu değişiklikle ilgili burada “AB Telekom Paketi ve Bireysel Özgürlükler ve Yasaklar” başlığıyla durumu özetlemiştik.

O zamanlar hala tartışılan ve bir taslak olan telekom paketi geçtiğimiz perşembe günü (05.11.2009) yapılan oturum sonrası son şeklini aldı. Paketin son şeklinde, büyük tartışmalar yaratan “mahkeme kararı ve/veya bilgilendirme olmadan korsan içeriğe erişen kullanıcıların internet bağlantılarının doğrudan kesilmesi” hükmü çıkarıldı ve internet erişiminin temel bir hak olduğu kabul edildi. Karar sonrası Avrupa Birliği’nin telekomünikasyon düzenlemelerinden sorumlu üyesi Viviane Reding konuyla ilgili yaptığı yorum da zaten konunun önemini gösteriyor:

Bu internet özgürlüğü kararının bir benzeri yok ve bu karar Avrupa Birliği’nin temel hakları çok ciddiye aldığının çok ciddi bir göstergesi”.

Gerek Avrupa çapında internet kullanıcılarından, gerekse tüketici örgütlerinden gelen tepkiler ve İsveç Korsan Partisinin karşı kampanyası sonrasında değiştirilen ve son şekli verilen paket konusunda hala farklı fikirler dile getiriliyor. Mesela bir çok tüketici örgütü ve İsveç Korsan Partisi paketin son hali için elden gelenin en iyisi yorumunu yaparken(bkz : İsveç Korsan Partisi Basın Açıklaması Press Release from the Swedish Pirate Party) bazı kesimler ise hukuki anlamda daha net ifadeler koyulmadığını ve bunun ileride problem yaratabileceğini dile getiriyor. (Europe only goes half-way in protecting Internet rights) The New York Times ise konuya iyimser yaklaşanlardan(E.U. Leaders Bolster Internet Access Protections). Konuyla ilgili çeşitli görüşler olsa da çoğu kesimin kabul ettiği gerçek “paket ile internet erişiminin temel bir hak olduğunun kabul edilmesi”.

Çok uzun ve zorlu bir mücadeleydi fakat en azından bütün taraflar kullanıcıların temel haklarının güvenceye alınması gerektiğini kabul etti.” Avrupa Tüketici Örgütünden Monique Goyens’in karar sonrası söylediği sözlerde sürecin ne kadar sancılı olduğunu gösteriyor. (EU offers hope to file-sharers)

Süreç tam anlamıyla sonlanmadı. Komisyonlarda son şekli verilen tasarı Avrupa Parlamentosunda ve Konseyinde onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek. Bundan sonra en çok internet üzerinde daha fazla denetim isteyen Fransız ve İngiliz hükümetlerinin ne yapacağı merak konusu. Takip edenlerin hatırlayacağı üzere bu iki hükümet internet üzerinde daha fazla denetim için yasal değişiklikleri tartışıyor.

Dijital çağın henüz başlarındayız, birçoklarının dediği gibi dijital çağ henüz emekleme aşamasında. Birşeyi en çok tam da bu emekleme aşamasında biçimlendirebilirsiniz. O yüzden dijital haklar konusu önemli. Ve sivil toplum örgütlerinin ve son kullanıcıların haklarını korumak için yapması gereken çok şey var. Avrupa Birliği’nde elde edilen -görece- zafer bu anlamıyla da çok önemli bir gelişme.

Karar 5 kasımda çıktı, bizde V for Vendetta filminden bir cümle ile bitirelim:

Remember, remember 5th of November…

Konuyla ilgili Bağlantılar
European Union Press Releases – Agreement on Telecom Reform

The Wall Street Journal – European Parliament Agrees on Overhaul of Telecom Rules

The Independent – File sharers win as EU agrees on web users’ rights

The New York Times – E.U. Leaders Bolster Internet Access Protections

BBC News – EU offers hope to file-sharers


PC World – EU Breaks Deadlock in Debate Over Right to Internet Access

Neşeli Cumalar,
Erhan Ekici

Internet Yasakları ve Zihniyet Meselesi

Monday, June 8th, 2009

Mustafa Akgül hocamın “İnternet Yasaklarıyla Mücadeleye devam!” başlığıyla başlayan ve “İnternet Yaşamdır” diye biten yazısı bize yine hatırlatıyor ki hala en temel haklardan birisi olması gereken internet ve internet içeriğine erişim bizim buralarda hala arkaik bir zihniyetin esareti altında. Şimdi burada 5651 sayılı kanunu veya erişim engellenmesine olanak tanıyan diğer kanun maddelerini tartışacak değilim.(Onları tartıştık zaten : 1, 2, 3) O noktada söylenecek şeyleri başka zaman söyleriz yine ama biz biraz şu ”zihniyet meselesine” bakalım. Akgül hocam pratik ve sonuca yönelik önerilerini özetlemiş ve “nesne temelli filtrelemeden” bahsetmiş. Aslında biraz evrensel hukuktan anlayan, biraz teknolojiden haberdar herkesin buluşacağı çok mantıklı öneriler. Üstelikde “kanundan” ziyade “yönetmelik” ile düzenlenebilecek bir uygulama gibi de duruyor. Ama sorun bana göre orada değil. Sorun zihniyette.

5651 sayılı kanun ve erişim engellenmesine olanak tanıyan diğer kanunlar ve bunu uygulamak / düzenlemekle görevli Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve de sivil toplum örgütleriyle yapılacak kısa ortak bir çalışmanın çok değil birkaç günde çözebileceği bir sorunu “çözümsüzlük”e hapsetmiş durumdayız tıpkı diğer birçok sorunumuzda olduğu gibi.

YouTube ve diğer başka popüler sitelere erişimlerin engellenmesine karşın toplumdan yükselen tepkiler e Bilişim ve İletişim Teknolojileri Kurumu 26 Aralık 2008 tarihli basın duyurusuyla cevap verdi. Cevap metnindeki bir ifade zaten zihniyeti yansıtıyor:

Erişim engellemeye konu katalog suçlarının genişletilmesi” yasama sürecinde de dile getirilmiş, 12/04/2007 tarihli Adalet Komisyonu Raporunda “İnternet ortamında yapılan ve konusu suç oluşturan içeriğe sahip yayınlarla mücadelenin etkinliğini sağlama bakımından başlangıçta katalog içerisinde yer alan suçların sayısı mümkün olduğunca sınırlı tutulmuştur.” şeklindeki önemli tespiti dikkate alınmalıdır.”

Web 2.0 dediğimiz kavramın ne olduğundan bihaber, içeriklerin artık yayıncılar tarafından değil kullanıcılar tarafından oluşturulduğu dolayısıyla yayıncı ile mücadele etmenin anlamsız olduğu, eski basılı yayınlardan kalma alışkanlık ve ezberlerin bir anlam ifade etmediği, bilgi çağı dediğimiz bir zamanda içerik engellemekle yayın engellemek arasındaki farkı bilmeyen, bir suç için ceza biçerken suçla ilgisi olmayan diğer insanlara zarar vermenin evrensel hukukta yeri olmadığından bihaber bir zihniyetin yansımaları. Yani amaç içeriğe erişimi kısıtlamak değil, yayıncıyı cezalandırmak ama bilgi çağında yayıncı kullanıcılar olduğundan biz kendi kendimizi cezalandırıyoruz.

Aksi halde siz düşünebiliyormusunuz ki Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu gibi ”güzide” ve alanında uzman “90 adet memur” bu işe teknik bir çözüm bulamasın. Yok eğer zaten onlar teknik çözümü bilmiyorlarsa ve bu sebeple yayınladıkları yönetmelikte IP ve Alan Adı temelli olarak iki adet erişim engelleme yöntemi belirlediler ise durum internet yasaklarından daha vahim demektir benim güzel ülkem için.

Yine BTK nın aynı basın duyurusunda Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters Without Borders) örgütünün verilerine atıf yaparken acaba bu 90 adet güzide uzmanımız aynı örgütün sitesinde yer alan şu yazıyı okudular mı acaba?

YouTube completes a year of being blocked in Turkey

http://www.rsf.org/YouTube-completes-a-year-of-being.html

Mustafa hocam, eğer olay teknik yönetmelik boyutundaysa elbette sizin değerli önerileriniz pratik ve uygulanabilir çözümlerdir amma velakin yok eğer olay üzüm yemek değil bağcıyı dövmekse, işte o bir zihniyet sorunudur ve kurallardan önce zihinlerin değişmesini gerektirir. Bilmem siz ne düşünürsünüz?

Başbakanının konuyla ilgili sorulara “ben erişiyorum, sizi bilmem” diye cevap verebildiği, kanun yapıcının kanunu hazırlarken “bir bilene soralım” bile demediği, mahkeme hakimlerinin internetin doğasından bihaber olduğu, ilgili kurumun(BTK) “valla ben kanunları uyguluyorum gerisine karışmam” diyebildiği, sivil toplum örgütlerinin site kapattırmak için birbirleriyle yarıştığı bir ülkede “ortak akıl” bulunabilir mi?

Neşeli pazartesiler,

Erhan Ekici