Posts Tagged ‘beyrut’

beyrut – hep yıkılan şehir (3)

Sunday, June 13th, 2010

Harissa Tepesinden Kuş Bakışı BeyrutGerek yabancıların gözünde gerekse o bölgenin insanlarının gözünde Beyrut aynı anda hem güzel hem de çirkin olabilen, hem moderni hem gelenekseli aynı anda içinde barındırabilen, ortadoğu’nun en batısında, batının en doğusunda kalmış, akdenizin engin sularına şöyle bir burnunu uzatmış, uzatıp da bir çıkıntı yapmış ve o çıkıntının üzerine kurulup akdenizi seyre dalmış küçük bir şehir.

Beyrut üzerine yazılan ya da konuşulanların bir bölümü ortadoğu’nun acı olaylarına tanıklık etmiş Sabra ve Şatila olayları üzerine, -oralarda yaşayanlar dışında, ki bugünlerde kimse artık onları konuşmuyor- diğer bir kısmı ise bu ufacık şehrin coğrafi küçüklüğünden beklenmeyecek derecede acımasız, karmaşık ve her an sarsılacakmış ve eğer sarsılırsa da hemen yıkılacakmış gibi duran siyasi ve politik dengeleri üzerine. Bu nispeten kısa sayılan Lübnan ziyaretinde haddimizi aşarak Lübnan iç politikası üzerine ahkam kesecek veya derin siyasi analizler yapacak değiliz. Onlar -belki- bir başka Beyrut ziyaretine kalacak.

Parlamento Meydanı Beyrut’u birgün ziyaret ederseniz karşınızda ne bulacağınızı asla bilemezsiniz. Savaşların sürekli değiştirdiği bir şehir orası. Savaşların ve bombaların yıktığı şehir merkezini -dowtown- baştan yıkıp, tekrar inşa etmek kolay olmasa da bunu esrarengiz bir suikaste kurban giden zamanın başbakanı Refik Hariri yapmış. Bugün “Parlemento Meydanı” denilen alan ve çevresindeki tüm binalar bu yeniden yapılanma süreci sonunda oluşmuş. Bu yeniden yapılanma süreci bir kısım Lübnan’lıyı memnun etse de süreç içinde tarihi dokunun yok edildiğini, talan edildiğini iddia edenlerin muhalefeti de eksik olmamış.

Beyrut sokaklarını gezerken bir tarafıyla lüks binaların, tertemiz sokakların ve son model arabaların dolaştığı bir şehir göreceksiniz. Biraz ilerlediğinizde veya başka bir mahalle veya bölgeye geldiğinizde ise az önce gördüğünüz şehir ile şimdi gördüğünüz şehrin aynı ülkenin ve aynı kentin içinde olduğuna inanmakta güçlük çekeceksiniz. Bu derin farklılık o kadar keskin ve bir o kadar iç burkucu ki. Bunu iç savaşın bazı bölgelere hiç dokunmamış olmasına da bağlayabilirsiniz, dokunulan bölgelerin (bombalarla) belirgin bir biçimde seçilmiş olmasına da. Bu aynı zamanda o bölgede politik gücü kimin elinde tuttuğuyla da birebir ilişkili bir durum, bir beyrut gerçeği. Hani bir yanıyla Beyrut için “doğu’nun parisi” derler ya diğer yanıyla da galiba “dünyanın varoşu” oralar.

Hamra, Achrafieh ve Gemmayzeh

Hamra1Beyrut şehir merkezinin yanında Hamra, Achrafieh, Monot, Gemmayzeh ve Vernun bölgelerinden oluşan bir yer. Bunlardan Verdun bölgesini görme veya ziyaret etme şansımız olmadı. Kaldığımız bölge Hamra ise iç savaş öncesi şehrin kalbi sayılmışsa da, bugünlerde bu ünvanını Achrafieh, Gemmayzeh ve yeni yapılan şehir merkezine kaptırmış bir yer. Dikkati çeken diğer bir nokta hala da Fransız etkisinin günlük yaşamda hissedilir oranda olması.

Şehri tepeden gören ve gün batımını Beyrut’u kuş bakışı izleyerek karşılamak isteyenler için Harissa Manazer Restauranttepesine çıkarken -ki Harissa tepesi şehrin katolik sakinlerinin inanç merkezi aynı zamanda- yol üzerinde Manazer Restoranında bir yemek molası vermek ve birşeyler içmek hoş olacaktır. Harissa tepesi Beyrut’un yaklaşık 20-25 km kuzeyinde yer alan ve yine yaklaşık 600 küsur metre yüksekliğinde bir yer ve bu yükseklikten hem günbatımını, hem Akdeniz’i, hem de kuş bakışı Beyrut şehrini izlemek mümkün.

Beyrut şehir merkezi, Hamra bölgesi ve ardından Harissa tepesinde gün batımı izlendikten sonra eğer haftasonu ise Gemmayzeh bölgesini görmek ve şehrin gece hayatı hakkında da fikir edinmek mümkün. Gemmayzeh bölgesi, Monot bölgesi ile beraber şehrin gözde mekanlarından.

Korniş ve Güvercin Mağarası

The Pigeon GrottosŞehrin diğer bir noktası ise deniz kenarındaki Korniş (Corniche) bölgesi ve buradaki Güvercin Mağarası. Güvercin mağarası çok ilginç bir yapı olmasa da Korniş bölgesi hem yürümek hem de kafelerinde birşeyler içmek için uygun bir yer.

Beyrut izlenimlerine ve yazılarına şimdilik bir nokta koyalım.

Lübnan’ın en ünlü doğal güzelliklerinden Jeita Grotto ve Lübnan’ın üçüncü en büyük şehri Sidon ile Lübnan üzerine yazmaya devam edeceğiz…