Archive for the ‘egitim’ Category

Bu sıra düz mü? Evet öğretmenim!!

Thursday, May 19th, 2011

* Bu yazıyı bundan yaklaşık 5-6 yıl önce yazmış ve bu blog’da yayınlamıştım. Baktım niyeyse kaldırmışım sonra. Şimdi tekrar blog sayfalarındaki yerini alsın istedim.

Yıllar önce, yani kara önlükle okula gidilen, eskiden kalma “Tekyol devrim”, “faşistlere ölüm” yazılarının ve “üç hilal soslu bozkurt figürlerinin” yarısı boyanmış, boya yetmediği için diğer yarısı açıkta kalmış izlenimi veren sanatsal çalışmaların yol üzerindeki tüm trafo ve büyük duvarların üzerini süslediği, babamın her televizyonda gördüğünde “oyumu bu adama vereceğim” dediği, benimde “babam bu adamı seviyorsa, kesin bir b.kluk vardır bu adamda” diye düşünüp bir türlü sevemediğim özal yılları.

Cemal Gürsel İlkokulu…

öğrenci

-

İlkokul son veya bir önceki sınıftayım yanlış hatırlamıyorsam…Benim sakıncalı olduğum yıllar..Yok efendim yok, bildiğiniz ‘sakıncalı’ lık değil benim ki…Bilirsiniz ilkokullarda tüm önemli günlerde tüm okul toplanır genellikle son sınıf öğrencilerin okuduğu şiir, yazı ve marş gibi şeyler hep beraber dinlenir veya dinletilirdi. Hah tamam işte bana bu şiir veya marşlardan hiç okutulmuyordu. Yalnız ayda yılda bir kez -o da denk gelirse- içinde “gök, gökyüzü” vb. gök ile başlayan kelimelerin geçmediği şiirleri okumama -sınıfın en çalışkanı olduğumdan- “kerhen” izin veriyorlardı. Tabi bu sakıncalı durumun bir de sebebi vardı: Benim k harfini(önünde ‘ö’ veya ‘ü’ olduğu zaman) “t” olarak okumam. Tabi bu ‘t’ vakası şiirin başında, ortasında veya sonunda falan gülüşmelere, istenmeyen durumlara yol açıyordu. İlkokul öğretmenimde(Ergül Yüksel) “Ekici1, bu iş böyle gitmeyecek. Senin bu gökyüzü problemini çözmen lazım” der ve hergün evde yüksek sesle çalışmam gerektiğini söylerdi. Bende hiç tereddütsüz: “Evet öğretmenim, g.tyüzü problemimi çözeceğim” der, tüm sınıfta buna gülerdi.

Bu sıra düz mü?, Evet, öğretmenim…

Memleketimin eğitim sisteminde “uygulamalı eğitim” olarak nitelendirilen eğitim modeli daha o zamanlar yaygınlaşmamıştı(Halen daha yaygınlaştığı yok ya neyse..). Bazı kolejlerde bu model başarıyla uygulansada, kolej çocuğu da olmadığımız için bundan hepten yoksun kaldık. İlkokul son sınıfa gelip “eğik” kavramından bi haber durumdaydık. Öğretmenimiz rahatsızlandığı için yerine başka bir hoca (Hıdır Şahin) atadı okul yönetimi. Neyse efendim yeni hoca ile ilk derse başlıyoruz….

Sınıfın ön tarafından bir sırayı boşalttı. Sıranın oturulan kısmının bir ucunu, defter ve kitap koyduğumuz sıranın diğer yarısı üzerine koydu. Böylece sıra eğik duruma geldi. Daha sonra sordu : “Kim bu sınıfın en çalışkanı?”. Sağolsun sınıfın çoğu beni işaret etti(intikam mı alıyorlar ne?). Gittim sıranın ve hocanın yanına…

Hoca, sırayı gösterip sakin bir ses tonuyla soruyor:

– Bu sıra düz mü Ekici?
– Evet öğretmenim.
– (Sakin sesle) Bu sıra düz mü, Ekici?
– ??? eee düz öğretmenim.
– (Ses tonu yükselerek) Evladım, bu sıra düz mü?
– (Bir elimle sıranın üstünü yokluyorum. Pürüzsüz…elim kayıyor..) Düz öğretmenim.
– (Az sonra eşşek sudan gelinceye kadar seni dövecem ses tonuyla) Evladım, nasıl olur…Bu sıra düz mü? Son defa soruyorum.
– (Emin bir ses tonuyla) Bilmiyorum hocam.
– (Gözleri dönmüş şekilde) Hasbinallah….

Neyse efendim, o güne kadar pürüzsüz olarak bildiğim ‘düz’ kavramının öyle olmadığını, o gün eğik ile düz arasındaki farkı sol kulağım iki santim uzamış olması pahasına ‘uygulamalı’ olarak öğrenmiş oldum. Demek ki neymiş : İnsan acı çekerek öğrendiği bilgileri unutmuyormuş, bunun adı da ‘uygulamalı eğitim’ diye kendi kendime tekrar ediyordum ilkokul bitene kadar.

Muhtemelen o günden sonra hoca’da “ulan çalışkanı böyleyse, gerisi nasıldır?” diye kara kara düşünmüştür.

——

1 – O zamanlar mahalle arkadaşlarıda dahil adımı kimse kullanmadı. Herkes “Ekici” dedi durdu. Zaman zaman “Akıcı” , “Ekinci”, “Akıncı” versiyonlarıda kulaktan kulağa yayıldı. Adıma kavuşmam liseyi buldu…

Neşeli perşembeler,