Archive for the ‘is hayati’ Category

Projeler neden aksar? PMO ne yapmalı?

Monday, January 5th, 2009

Şimdi düşünün büyük bir proje üzerinde, epey kalabalık bir ekiple beraber çalışıyorsunuz. Adı üzerinde “proje” bu yani kabaca bir ürün veya hizmet ortaya koyabilmek için yapılan geçici yani belli bir zaman kısıtlaması içinde tamamlanması gereken bir çalışma. Bu çalışmayı belli bir standart dahilinde yapmak, belli bir süreç döngüsünü takip etmek için şirket belli bir takım süreçler tanımlamış olsun. Kabaca adına “Proje Yönetimi” denen bu izlenmesi gereken yol kağıt üzerinde gerçekten etraflıca tanımlanmış olabilir, o şirketin veya projenin özgün ihtiyaçlarına göre özelleştirilmişte olsun. Yani dışarıdan bakınca şirket proje yönetimi konusuna yabancı değil. Ana gelir kalemi projeler üzerine olduğundan dolayı yapılanmasını da proje temelli kurmuş. Dolayısıyla eksik görünen bir şey yok. Baktığınızda herşey olması gerektiği gibi: Yapılanma, süreç yönetimi, standartlar üzerine oturmuş çalışma şekli falan filan..

Ama gün oluyor Proje Yönetim Ofisi – PMO – yapılan projelerin muhasebesini yaparken, projelerin belli kriterleri hep ıskaladığını görüyor:

  • Zaman kriteri projelerin %75′i için tutturulamamış. (Project Time Management?)
  • Çalışan başına iş yoğunluğu öngörülenin %40 üzerine çıkmış (Planning, Project HR Management?)
  • Proje için öngörülen bütçe, proje sonunda öngörülen değeri %45 aşmış (Project Cost Management?)
  • Her proje kabulünde müşteri eksikler olduğu gerekçesiyle onay vermeyi ilk defasında reddetmiş. (Project Scope Management?)
  • İkinci proje kabulünde müşteri projelerin %80′ini beklenen kalite standardında olmadığından reddetmiş. (Project Quality Management ?)
  • Proje çalışanlarından %30′u proje tamamlanmadan projeden ayrılmak istemişler.(Management Styles?, Project Communication Management?)
  • Proje için tanımlanan alt proje / tarih değerleri her defasında ötelenmiş. (Milestones? Etc.)

Pek parlak bir tablo olduğu söylenemez. Yukarıda tanımlanan duruma bakıp şirket’in bu işi beceremediğini de düşünmeyin hemen. Konu proje yönetimi gibi komplex bir alan ve tek kişi veya bölüme bağlı olmayan bir alan olunca yargıya varmak için acele etmemek gerekiyor.

Wikipedia sitesinde Project Management Office – PMO maddesinden bir alıntı:

“90% of projects do not meet time/cost/quality targets. Only 9% of large, 16% of medium and 28% of small company projects were completed on time, within budget and delivered measurable business and stakeholder benefits. [Standish Group Chaos Report, 1995] There are many reasons for such failures. As per a KPMG survey of 252 organizations, technology is not the most critical factor. Inadequate project management implementation constitutes 32% of project failures, lack of communication constitutes 20% and unfamiliarity with scope and complexity constitutes 17%. Accordingly 69% of project failures are due to lack and/or improper implementation of project management methodologies.”

Araştırma tarihi biraz eski de olsa durum bugün içinde maalesef pek farklı değil. Projelerin büyük çoğunluğu zaman/maliyet/kalite hedeflerini aynı zamanda tutturmayı başaramıyor. Peki neden? Hangi alanlarda ne gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor? Bunlar çözülebilir sorunlar mı yoksa bu işin doğasında mı var? Siz de  projelerinizde bunlarla karşılaştınız mı? Örnek bir telecom projesi üzerinden biraz bunlar üstüne konuşalım ileriki blog girdilerinde..

Neşeli pazartesiler,

Bilişim Sektörü ve Titicaca Gölü

Saturday, November 29th, 2008

- Titicaca Gölü’nü bilir misiniz?

- Bilirim.

- Eskiden Titicaca Gölü buradaydı.

- Nerede?

- İşte burada.

Ve kolunu uçsuz bucaksız arazide gezdirdi.(*)

Fikrim budur ama zikrime karışma

Büyük ve nispeten saygın gazetenin köşe yazarı da, genel yayın yönetmeni de hatta muhabirleri de köşelerinden veya kendi yerlerinden haktan, hukuktan, Avrupa Birliği’nden bahsedip duruyorlardı. Doğal olarak adalet, hukuk, eşitlik, insanca yaşama gibi temel kavramlardan bahsedenlerin yazdıklarıyla yaptıklarının tutarlı olmasını bekliyorsunuz ama beklenen ile olan ya da olması gereken ile gerçekte olan arasındaki mesafeyi görünce biraz yadırgama birazda hayal kırıklığı yaşıyorsunuz.

Suskunluğun dayanılmaz hafifliği

Medya dünyasında muhabirlerin, gazetecilerin çalışma koşullarıyla ilgili problemler ortaya çıkınca veya toplu işten çıkarmalar başlayınca(mesela Radikal ve Milliyet’te olmuştu geçmişte) hak, hukuk, adalet gibi kavramlar üzerine kalem oynatanların suskunluğunu görmek çok da iyi duygular yaşatmıyor insana. Kendi çalışma arkadaşlarının, kendi muhabirlerinin ve kendi sektörünün sorunlarına yabancılaşmış olmanın dayanılmaz ağırlığı altındaydılar galiba…

Büyük balık, küçük balık

Büyük bir hırsla ve yaşının getirdiği hızla kovalıyordu onu. Ona yetişmeli onu yemeliydi. Şanslıydı ki akvaryumun büyüklüğü büyük balığın lehineydi. Ani bir hamleyle ufacık yavru balığı yiyiverdi hem de kendisinin de bir süre önce o küçük balık olduğunu ve büyük balıklardan can havliyle kaçtığını unutarak

Hadi bi cesaret sende taşın altına koy elini

Yaklaşık 10 aydır birileri birşeyler yapmaya çalışıyor. Kendileri için olduğu kadar kendilerinden sonra gelecekler içinde. Çalışma hayatında iş güvenliği, daha adil ve huzurlu çalışma ortamları ve insanca yaşayabilecek ücretler için birileri elini taşın altına koydu. Kendi şirketlerinden başlayarak bütün sektörüde içine alabilecek bir örgütlenme için çalışıyorlar. Arada haksız hukuksuz uygulamalar da oluyor. IBM 70 yıllık tarihinde 2 günde 3 kişiyi haksız şekilde işten çıkardı.

Her fırsatta biraz daha hörpülenen, törpülendikçe kuşa dönen çalışanların hakları için sektörümüzde yani bilişim sektöründe birşeyleri değiştirmek istiyorlar.

Çünkü biliyorlar ki bu gidişle geriye ne haklar kalacak ne de Titicaca Gölü…

http://www.bilisimsendikasi.org/
http://www.union-network.org/Uniindep.nsf/ProtestIBMTurkey?OpenForm
http://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=64492&tipi=43&sube=6

…….

Neşeli haftasonları,
Erhan Ekici


* Coğrafyacı – Zamanın Ağızları, Eduardo Galeano, Çitlembik Yayınları, 2004