Archive for the ‘gezegen’ Category

akif beki’nin hezeyanları

Tuesday, May 17th, 2011

Neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacak yazılar vardır. Radikal yazarı Akif Beki’nin bugünkü yazısı da (başlığı “Tam bağımsız internet’ palavrası”) maalesef aynen öyle. (başka yazıları sanki öyle değil mi diyenlere de sözüm olmaz)

“Özgürlük”  kavramının kendisinden yeteri kadar nasiplenmemiş, olayları bir gazeteci objektifliği ile değil, bir “fanatik şuursuzluğu” ile ele alan birinin kaleminden çıkan satırları çok da kaale almamak lazım diyebiliriz ama dememek, cevabını vermek gerekir.

Internetine Dokunma

Beki'nin "Sanal Anarşistler" kitlesi

Beki şöyle diyor: “İnternet yoluyla suç işlemek serbest, her türlü müstekrehliğe maruz kalmak da mecburi olsun demeye getiriyorlar.” (müstekreh – iğrenç. E.E) Bunu diyerek de sansür, devlet kontrolü, siyasi otoriteye tabilik gibi keyfi bir çok uygulamaya giden yolu açacak “filtreleme” uygulamasını “özgürlük / güvenlik” denkleminin içine koyarken olaya yaşadığı ülke ve devletin şimdiye kadar ki uygulamalarını görmüş ve bu adımın nasıl tehlikeli bir kontrol / kısıtlama mekanizmasına dönüşebileceğinden endişe eden, bu endişelerini de haklı gerekçelere dayandıran, meydanlara inmiş onbinlerce ve onlara uzaktan da olsa destek vermiş yüzbinlerce insanı basitçe “suç özgürlüğü” taraftarı ilan ediveriyor. Uygulamaya tepki gösterenleri “işi” bilmediğinden dem vurup, protesto edenleri temelsizce “sanal anarşistler” olmakla suçluyor.

internetime dokunma

20-25 bin kişi taksimdeydi

Oturup düşünmek yerine, olayları siyah beyaz denklemine indirgemek, bir fikri / görüşü savunurken karşı tarafı “suç taraftarlığı” ile suçlamak, bu teknoloji ve yazılım çağında “internette işlenen suçları” engellemenin on yüz bin tane methodu varken, “merkezi filtreleme” ile bunu yapan “tepeden kontrol” yanlısı bir uygulamayı canhıraş savunmak, bu savunmayı yaparken de “seçimler yaklaşıyor ya” diyerek partilerüstü olan demokratik bir tepki yürüyüşünü imalı imalı çamurlamak Akif Beki’ye yakışır mı demek isterdim ama kendisi bizleri yine şaşırtmadı maalesef.

Sevgili Akif Beki; insanların neyi görüp neyi görmeyeceği kendilerinin karar vereceği bir şeydir. Devlet sizin adınıza nereye girip nereye giremeyeceğize karar verirse bunun adı “güvenli internet” olmaz, olsa olsa “intranet” olur. Ama şimdi “siz intranet’te ney”  dersiniz? Özgürlüğü savunmak tüm iktidarlar tarafından hep suçla özdeşleştirilir, manipülasyonun en kolay yoludur. Bu halk neyin suç neyin özgürlük olduğunu emin olun sizden çok daha iyi anlayacaktır.

Sevgili Akif Beki; Marguerite Yourcenar “Hayatın bize rüya kadar saçma gelmemesinin nedeni alışkanlıktır” demiş ya,  sakın bu filtreleme / sansür uygulamalarının size rüya kadar saçma gelmemesinin (çok doğal gelmesinin) nedeni de alışık olduğunuz biat kültürü olmasın?

Shubert’in “Bitmemiş Senfoni” si fonda çalarken “Olmamış bir yazar” ın yazısına cevap vermek ayrıca can sıkıcı.

-

Gülümse, gülümse..

özgürlük paketlere sığdırılamaz

Sunday, May 15th, 2011

bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu’nun 22 Ağustos 2011 tarihinde devreye alacağı yeni internet filtreleme paketleri zaten yasaklarla boğuşan türkiye internet kullanıcıları için daha sevimsiz gelişmelerin ve sansürün yolunu açıyor. her ne kadar tayfun acarer “birşey değişmeyecek, isteyen standart pakette kalır” dese de kazın ayağı öyle değil ve görünürde iyi niyetli bir çabaymış gibi lanse edilen bu filtreleme düpepüz sansüre giden en önemli yollardan biri. unutmayalım; cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşenir.

bundan yaklaşık 2-3 yıl önce bu blogda yazdıklarıma bugun de artık ekleyecek yeni birşey yok:

http://www.erhanekici.com/blog/2008/11/10/sansur-ve-tkya-acik-mektup/
http://www.erhanekici.com/blog/2009/06/08/internet-yasaklari-ve-zihniyet-meselesi/
http://www.erhanekici.com/blog/2008/11/06/tk-bilgi-senin-neyine/

dolayısıyla yeni bi söz söylemenin değil harekete geçmenin zamanıydı ve bugun binlerce kişi “internetime dokunma” dedi / dedik.

aşağıda da yürüyüşten ilgi çekici manzaralar ve pankartlar. (yazının başlığı da bir pankarttan alınma :)

böyle yürüyüşlere gerek olmayan, yasaksız, filtresiz günler,

neşeli pazarlar,

“Your Brain on the Internet”

Wednesday, January 26th, 2011

You have to be somebody, before you can share yourself” Jaron Lanier

“140 karakter” (twitter) çağında blog yazılmaz, yazılsa da okunmaz. Okunsa da şanslıysanız bir iki satırı ya okunur ya okunmaz. İşte bu sebepledir ki ben diyeceğimi –ne olur olmaz diyerek- bir alıntı aracılığıyla ilk 68 karakterde dedim. Twitter nesli burada okumayı bırakıp başka bir gadget okumaya ya da başka mecralara akmaya başlayabilir, biz kalanlarla devam edelim.

-Dublinliler (James Joyce) ve Ses Sese Karşı (Aldous Huxley) okumalarına biraz ara verip 20.yy dan 21. yy kitaplarına (biraz araya çeşni olsun diye) zıplarken işte yukarıda alıntıladığım arkadaşın kitabına denk geliverdim: “You are not a Gadget”. Bilgi çağı ve onun insanları, internet, dijital devrim vs. İlginç bir kitap. Bu kitap hakkında ilk fırsatta birşeyler karalarız günlüğe. Ama zamanında bu kitaptan haberdar olmamı sağlayan New Yorker yazısından (This Is “Your Brain on the Internet” on the Internet) ilginç bulduğum kocaman bir alıntı yapıp, nokta koyalım:

Here is how to tell whether your brain is on the Internet:

  • Rather than daydreaming in your downtime, you hunt for the gadget in your pocket.
  • You can’t remember anything: networks of memory rely on periods of rest—sleep or awake downtime.
  • You’re unable to write, because to write something, Baker says, you have to feel like it’s the only thing in the world, that you’re isolated with it and in it.
  • Regular-size articles suddenly seem incredibly long, because you have click that little “next” button at the bottom of each page.
  • You’re spewing out garbage (“Garbage in, garbage out,” Lanier says).
  • You’re failing to create, even though you feel creative. This is because, Lanier says, people are trying to become more fully themselves, not simply “trying to create something.” And this can’t happen in the encapsulated world of the Internet. It’s like the closed system of the weather: you can get thunderstorms or hurricanes, but you won’t get a novel falling from the sky.
  • You feel very happy and excited because you’re running through books at the rate of fifty per minute on Google books.
  • You’re drowning in fragments of books, rather than reading the entire thing.
  • You’re writing better than you ever have, because you write more than you ever have and you have instant access to information.
  • You’re a college student, and thirty-eight per cent of the writing you do is outside of your schoolwork.
  • You’re making someone else very rich, and you don’t understand how.
  • You wonder where the time went.
  • Your face is in your iPhone instead of in the task at hand (driving, walking, thinking). If you do this most of your waking hours, your ability to concentrate is indeed a bit diminished.
  • You wonder, with Lanier, why we must choose between the mushy mob of the Internet vs. the clean world of Apple and the iPad, which is neat but “isolated for the elite—neither is acceptable.”
  • You crave the conversation about “Inception” more than the movie itself.
  • You quickly and anonymously dismiss something (in a comment) that was very hard to do. This is “hurtful,”
  • You’re reading this right now.

Boş zamanlarınızda -dijital olmayan- hayaller kurabildiğiniz günler dileğiyle..