akif beki’nin hezeyanları

Neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacak yazılar vardır. Radikal yazarı Akif Beki’nin bugünkü yazısı da (başlığı “Tam bağımsız internet’ palavrası”) maalesef aynen öyle. (başka yazıları sanki öyle değil mi diyenlere de sözüm olmaz)

“Özgürlük”  kavramının kendisinden yeteri kadar nasiplenmemiş, olayları bir gazeteci objektifliği ile değil, bir “fanatik şuursuzluğu” ile ele alan birinin kaleminden çıkan satırları çok da kaale almamak lazım diyebiliriz ama dememek, cevabını vermek gerekir.

Internetine Dokunma

Beki'nin "Sanal Anarşistler" kitlesi

Beki şöyle diyor: “İnternet yoluyla suç işlemek serbest, her türlü müstekrehliğe maruz kalmak da mecburi olsun demeye getiriyorlar.” (müstekreh – iğrenç. E.E) Bunu diyerek de sansür, devlet kontrolü, siyasi otoriteye tabilik gibi keyfi bir çok uygulamaya giden yolu açacak “filtreleme” uygulamasını “özgürlük / güvenlik” denkleminin içine koyarken olaya yaşadığı ülke ve devletin şimdiye kadar ki uygulamalarını görmüş ve bu adımın nasıl tehlikeli bir kontrol / kısıtlama mekanizmasına dönüşebileceğinden endişe eden, bu endişelerini de haklı gerekçelere dayandıran, meydanlara inmiş onbinlerce ve onlara uzaktan da olsa destek vermiş yüzbinlerce insanı basitçe “suç özgürlüğü” taraftarı ilan ediveriyor. Uygulamaya tepki gösterenleri “işi” bilmediğinden dem vurup, protesto edenleri temelsizce “sanal anarşistler” olmakla suçluyor.

internetime dokunma

20-25 bin kişi taksimdeydi

Oturup düşünmek yerine, olayları siyah beyaz denklemine indirgemek, bir fikri / görüşü savunurken karşı tarafı “suç taraftarlığı” ile suçlamak, bu teknoloji ve yazılım çağında “internette işlenen suçları” engellemenin on yüz bin tane methodu varken, “merkezi filtreleme” ile bunu yapan “tepeden kontrol” yanlısı bir uygulamayı canhıraş savunmak, bu savunmayı yaparken de “seçimler yaklaşıyor ya” diyerek partilerüstü olan demokratik bir tepki yürüyüşünü imalı imalı çamurlamak Akif Beki’ye yakışır mı demek isterdim ama kendisi bizleri yine şaşırtmadı maalesef.

Sevgili Akif Beki; insanların neyi görüp neyi görmeyeceği kendilerinin karar vereceği bir şeydir. Devlet sizin adınıza nereye girip nereye giremeyeceğize karar verirse bunun adı “güvenli internet” olmaz, olsa olsa “intranet” olur. Ama şimdi “siz intranet’te ney”  dersiniz? Özgürlüğü savunmak tüm iktidarlar tarafından hep suçla özdeşleştirilir, manipülasyonun en kolay yoludur. Bu halk neyin suç neyin özgürlük olduğunu emin olun sizden çok daha iyi anlayacaktır.

Sevgili Akif Beki; Marguerite Yourcenar “Hayatın bize rüya kadar saçma gelmemesinin nedeni alışkanlıktır” demiş ya,  sakın bu filtreleme / sansür uygulamalarının size rüya kadar saçma gelmemesinin (çok doğal gelmesinin) nedeni de alışık olduğunuz biat kültürü olmasın?

Shubert’in “Bitmemiş Senfoni” si fonda çalarken “Olmamış bir yazar” ın yazısına cevap vermek ayrıca can sıkıcı.

Gülümse, gülümse..

Tags: , , , ,

Okuyucu yorumları ( 2 yorum )

  1. Deniz Öğüt 'nin yorumu:

    Yazı için elinize sağlık. “Özgürlük” laflarıyla uzunca bir dönem insanların gözünü boyayan bir takım özgürlük düşmanının cilası dökülüyor, ne idüğü daha bir açıkça ortaya çıkıyor. Sıkılmadan 31 Mart’tan, gericilikten dem vurmuş bir de. Akif Bekilerden iyi 31 Martçı mı olur, gerici mi olur? İstiklal’de onbinlerce kişinin meselenin can alıcı yerini görmesi, “İmamın Ordusu”na karşı slogan atıp, “Tayyip elini İnternet’ten çek” diye ses yükseltmesi, ağır geldi bu iktidar sahiplerine. Saflar netleşiyor. “Liberal tiyatro” perde indiriyor. Bu takım, budur işte.

  2. Sinan İnan 'nin yorumu:

    Özgür internete bir gün herkesin ihtiyacı olabilir. Akif Beki’nin bile !

Yorum yap