Archive for August, 2011

“Başka denizler bulamazsın…”

Saturday, August 27th, 2011

Konstantinos Kavafis

Konstantinos Kavafis

Yunan şair kavafis ünlü “Kent” şiirinde insanın kendinden kaçamama ve kıstırılmışlık durumunu “yeni bir ülke bulamazsın,  başka denizler bulamazsın…” satırlarıyla dile getiririr. “Yeni bir ülke bulamazsın, arama; / nereye gitsen bu kent ardından gelecek senin” diyerek de  kaçamama duygusunu iyice pekiştirir. Garip olan ise böyle bir sözü okumak veya çağrıyı duymak bir taraftan da –insan doğası gereği- arayışı veya kaçışı tetikleyen, kişiyi kışkırtan bir seste barındırır içinde. Mesele, bu sese ne zaman ve nasıl yanıt vereceğinizde, vereceğimizde…

Yakın çevremdekiler, bilenler “yerleşik hayat” ile aslında çok da barışık olmadığımı, olamadığımı bilir. Gidilen yer ile dönülen yerin değişmezliği bir süre sonra sizi etkisi altına alır ve üzerinizde insanlığın varoluşundan beri hep aynı yerdeymişsiz, güvendeymişsiniz de ve eğer –es kaza- bu döngüyü kırarsanız da sanki herşey büyük bir altüst oluşu tetikleyip hayatınızı karartacakmış gibi bir hissiyat bırakır. Hep aynı yerde olmanın ve kendini güvende hissetmenin rahatlığı, bilinmezliğin ve sürekli değişimin cazibesini alt eder. Sonunda ve aslında hep çakılır kalırsınız, çakılıp kalırız. “yeni bir ülke bulamazsın / başka denizler bulamazsın…” sözü imkansızlığı anlatmıştır çünkü size, çünkü bize, yani hepimize.

Göçebeliğe özenirim ben. Herhangi bir yere ait olmamanın rahatlığı, herhangi bir şeyin size sahip olması sakatlığının önündeki barikattır çünkü. Düzenli yaşamın ayrıntılarında kaybolmamak, konforlu evlerinizde hapsolmamak, sanal dünyalarda yaşamamak, hayatın sunduklarını almak, sunmadıkları için de çabalamak. Her gün yeni bir bilinmezliği keşfetmek, her şeyin en ince ayrıntısına kadar planlandığı “planlı yaşam rehberlerinin” moda olduğu bir çağda “demode” yi tercih etmek. Rahatsız bünyelere en iyi ilaçtır göçebelik.

Çoğu göçebe yaşama özenen insan için gerek yaş, gerekse sosyal şartlar “o göçebe” yaşama devam etmeyi zorlaştırıyor. Kendi adıma göçebeliğe özendiğim / özlediğim anlarda “cesaret / esaret” denkleminde esaret ağır basıyor artık. Adına “düzenli hayat” dedikleri sinsi hastalık bünyelerimizi işgal mi ediyor yoksa?

Oysa, kot pantolonlarımızı üzerimize çekip, sırt çantalarımızı yüklenmemiz ve yola koyulmamız bu kadar zor olmamalıydı, bu kadar bağlanmamalıydık düzenli yaşamlarımıza.

Macar ulusal kahramanı Lajos Kossuth’un -o kadar uzak olmamasına ve çok bilinmesine rağmen- haritada yerini hiçbir zaman bulamadığını söylediği yerden ve daha başka yerlerden gezi yazıları ile haftaya devam edeceğiz günlük yazılarına ama öncesinde 3-4 günlük bir mola.

Neşeli bayramlar :)