Ekonomik krizin açık yazılımlara etkisi

March 29, 2010 | 6 Comments »

Bundan yaklaşık 16-17 ay önce özgür yazılım ve açık kaynak firmalarının ekonomik krizden nasıl etkileneceği internette tartışılan favori konulardan biriydi. Red Hat CEO’su Jim Whitehurst ve daha bir çok konuya vakıf insan “krizin açık yazılımlar için büyük bir fırsat olduğunu ve daralan bilgi teknolojisi bütçelerinin şirketleri açık yazılımlara yönelteceğini” savunuyordu.

Kasım 2008 deki “Servis, Açık Kaynak, Kriz ve BT Harcamaları” başlıklı günlük girdisinde bakın ne demişiz :

Görkem Çetin‘in “Kriz, açık kaynak kodlu yazılımlara yaramayacak” başlıklı değerlendirme notu / yazısı, ardından da Bora Güngören‘in aynı konudaki yorumu özgür/açık kaynak kodlu uygulamaların – özellikle ekonomik kriz dönemlerinde bilahare dillendirilen- salt maliyetleri sebebiyle tercih edilemeyeceğini belirtiyor. Bu anlamda konuya bakış klişelerin dışında ve okunmaya değer.

Aslında bu günlük girdisinin eski bir girdinin devamı olması sebebiyle çok önceden yazılması gerekiyordu. Fakat gelin görün ki konu ekonomik kriz ve onun özgür yazılım / açık kaynak dünyasına ve firmalarına olası etkileri olunca, azıcık -16 ay kadar- beklemek gerekti. Çünkü 2008 yılının ikinci yarısından itibaren biranda gündeme oturan ekonomik krizin şirketler üzerindeki etkisini ancak bir sonraki yılın mali tablolarından gözlemleyebiliyoruz.

Çok sağlıklı olmayabilir ama muhakkak ki konu hakkında bir fikir veriyor. Açık yazılım geliştirip bu modelden para kazanan en büyük şirketlerden olan Red Hat firmasının gelirlerini(total revenue) yıllık bazda incelediğimizde ortaya çıkan sonuç krizin Red Hat’a etkisinin umulanın aksine olumlu olmadığını gösteriyor.

Yani ekonomik krize rağmen Rad Hat gelirlerini artırmasına rağmen, artırım oranında önceki yıllara göre düşüş sözkonusu. Bu da ekonomik krizlerin şirketleri açık yazılım kullanmaya / satın almaya yönelteceği klişesinin pek doğru olmadığını gösteriyor.

Yıl Gelir Değişim Oranı
2005 $196.50 58.00%
2006 $278.30 42.00%
2007 $400.60 44.00%
2008 $523.00 31.00%
2009 $653.00 25.00%
2010 $748.00 15.00%

Kasım 2008′de ki girdiyi şu sözlerle bitirmişiz :

“Dolayısıyla şimdi bu resme bakıp, kriz dönemlerinde firmaların açık kaynak kodlu uygulamalara geçmesini böylece maliyetlerini hissedilir oranda düşürebileceklerini söylemek / beklemek ne kadar gerçekçi. Tabi bunu söylemek açık/özgür yazılımların maliyet avantajı olmadığı anlamına gelmiyor. Özgür/açık kaynak kodlu yazılımları tercih etmenin kapalı uygulamaları tercih etmekten daha az maliyeti olacaktır ama bu maliyet farkı ve kurumların yandaki tablodadan görüleceği gibi yazılım kalemlerinin hacmini gözönüne aldığımızda çok büyük anlamlar taşımıyor.

Bir de şu yorumu yapmışız:

“Yani ister arakatmanda isterse diğer çözümlerde açık kaynak geçişi yapmak sadece maliyetin tetiklediği bir durum olamaz, olmamalı. Çünkü ROI (Return of Investment) süresi bile kriz süresinden uzun olabiliyor. Kaldı ki geçiş, göç vb kararlar bir çok etkenin biraraya gelmesi ile alınan kararlar. Mesela maliyet bunlardan sadece biri. Stratejik olarak tek sağlayıcıya bağımlı olmamak istemek, açık standartlarla uyumlu altyapı hazırlamak, güvenlik, TCO (Total cost of ownership) falan filan..Bunların hepsini düşünmek gerekiyor.“

keyifli haftalar,

——————-

Red Hat Pressroom Archive / Fiscal Year Results
http://www.redhat.com/about/news/prarchive/2010/

Yakın ve Uzak Yer : Toronto Adası

February 26, 2010 | No comment »

Yanlış zamanda yanlış yerdesiniz ya da şöyle diyelim; doğru zamanda doğru yerdesiniz eğer kanınızı donduran soğuğu saymazsanız. Bir kısmında hala insanların yaşadığı, nerdeyse tüm hayatın bahar ve yaz mevsimine göre ayarlandığı, şehre, uzaktan bakınca elinizi uzatsanız dokunacak kadar yakın, sessizliğini görünce de şehirden fersah fersah uzakta hissettiğiniz bir yer Toronto Adası. Toronto merkeze deniz yoluyla çok yakın. Ufak bir ada dedik ama aldanmayın ufaklığına, bölgesel uçuşlar için kullanılan bir havaalanı bile var bu adada ama havaalanı Toronto şehri için yoksa bu ufacık adadaki nüfus(iki yüz küsur hane var bu adada) o havaalanını açık tutmak için cazip olmazdı.

Tarihi eskilere giden (yok yok o kadar eski değil, 1790 ların sonu), hikayesi biraz karışık, sakinlerinin bir kısmının zamanında kanun zoruyla evlerinin boşaltıldığı, boşaltmak istemeyenlerin uzun bir hukuk mücadelesi verdiği ve sonunda kazandığı, boşaltılan yerlerin park ilan edildiği, piknik yerine çevrildiği bir yer burası. Zamanında federal hükümete bağlıyken daha sonra el değiştirmiş, isim değiştirmiş ve Toronto şehrine bağlanmış. Dediğimiz gibi hikayesi biraz karışık.

Etrafta dolanınca ateş yakılacak yerlerin ve bazı yerlerde taş masaların olması piknik, şimdi pek benzemese yazın güzel olacağını belli eden sahildeki alanların olması plaj, ve soğukların bitmesini suyun kenarında  bekleyen, üst üste  yığılmış ve şimdilik yalnız bırakılmış kanoların varlığı hareketli bir yaza işaret ediyor.  Gece ise Toronto şehir merkezinin ışıl ışıl manzarasını önünüze getiren ufak, şirin bir yer.

Bir ada, soğuk bir hava ve öfkeli bir rüzgar aynı anda aynı yerde olunca yukarıda saydığım güzellikler sadece bahar ve yaz aylarında burayı ziyaret edebilecekler için geçerli oluyor haliyle.

Ada aslında bir çok ufak adacıktan oluşuyor.  Bu adacıklar o kadar birbirine yakın ki bir her ada birer köprü ile birbirine bağlanmış durumda.  Bu yakınlık’ın iki sonucu var; biri köprülerle bağlanmaya olanak sağlaması, ikincisi ise şu anda olduğu gibi kışın bu suların donması (göl donması). Böylece ortaya ilginç manzaralar çıkabiliyor. Resimden görebileceğiniz gibi insanlar gündelik işlerini hallederken o gölün üzerinden yürüyerek geçiyorlar. Arada bu buzlu gölü hokey oynamak için kullananlarda olmuyor değil.

İki ada arasındaki su boyunca (aslında göl donmuş olduğundan buz boyunca demek daha doğru) yürürken karşıma çıkan bir kunduz ise ilginç bir anı oldu.  Zooloji bilgim çok sınırlı olduğundan ilk anda nedir, ne değildir, zararlı mıdır, ısırır mı diye düşünürken o benden ürküp kaçmaya başladı. O önde ben arkada koştururken pat diye suya atlayıverdi hayvan.  Orada kendini güvende hissetmiş olacak ki burnunun dibine kadar sokulup resimlerinin çekilmesine pek ses çıkarmadı.

Ada bir yanıyla şehre çok yakın olması, öte taraftan şehrin gürültüsünden uzak olması (bir kaç resmi araç dısında trafik, yok haliyle), ve kuzeyiyle şehir manzarası, güneyiyle göl manzarası sunmasıyla Toronto’daki iyi şeylerden biri.  Gitmek için baharı beklemeden pat dadanak gidecekler yukarıdaki gibi bir adayla karşılaşacakken, bahar ve yaz aylarında gidenler daha renkli ve hareketli bir adayla karşılaşabilirler.  Diğer resimlerin bir kısmınıda aşağıda bulabilirsiniz.

-

Toronto rüzgarına maruz kalmamanız dileğiyle…