özgürlük paketlere sığdırılamaz

May 15, 2011 | 1 Comment »

bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu’nun 22 Ağustos 2011 tarihinde devreye alacağı yeni internet filtreleme paketleri zaten yasaklarla boğuşan türkiye internet kullanıcıları için daha sevimsiz gelişmelerin ve sansürün yolunu açıyor. her ne kadar tayfun acarer “birşey değişmeyecek, isteyen standart pakette kalır” dese de kazın ayağı öyle değil ve görünürde iyi niyetli bir çabaymış gibi lanse edilen bu filtreleme düpepüz sansüre giden en önemli yollardan biri. unutmayalım; cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşenir.

bundan yaklaşık 2-3 yıl önce bu blogda yazdıklarıma bugun de artık ekleyecek yeni birşey yok:

http://www.erhanekici.com/blog/2008/11/10/sansur-ve-tkya-acik-mektup/
http://www.erhanekici.com/blog/2009/06/08/internet-yasaklari-ve-zihniyet-meselesi/
http://www.erhanekici.com/blog/2008/11/06/tk-bilgi-senin-neyine/

dolayısıyla yeni bi söz söylemenin değil harekete geçmenin zamanıydı ve bugun binlerce kişi “internetime dokunma” dedi / dedik.

aşağıda da yürüyüşten ilgi çekici manzaralar ve pankartlar. (yazının başlığı da bir pankarttan alınma :)

böyle yürüyüşlere gerek olmayan, yasaksız, filtresiz günler,

neşeli pazarlar,

Get Up, Stand Up

April 28, 2011 | No comment »

Protest Şarkıların Tarihi

Aretha Franklin

-

Aretha Franklin; Soul müziğin kraliçesi sayılan, Rolling Stone dergisi tarafından tüm zamanların en iyi şarkıcıları listesinde en üstlerde yer verilen,  tüm zamanların en çok albüm satan kadın sanatçılarından olan, onlarca ödül sahibi, A.B.D Başkanı Barack Obama’nın 2009  başkanlık töreninde resmi olarak şarkı söyleyen tek sanatçı.

Bob Marley; müziği sosyal konulardan fazlasıyla etkilenmiş, Reggae müziğin en çok satan albümünün sahibi, Jameika’lı sanatçı / söz yazarı.

Víctor Jara; Şili’li öğretmen, şair, sanatçı, söz yazarı, tiyatro yönetmeni. 1973’te vücuduna 44 kurşun sıkılarak öldürülen ve latin amerika’da insan hakları mücadelesinin sembollerinden biri.

Fela Kuti; Nijerya’lı aktivist, söz yazarı, şarkıcı, Afrobeat müziğinin öncülerinden. Afrika’daki politik muhalefeti, avrupa yayılmacılığının hareretli muhaliflerinden. Cenazesine Lagos’ta 1 milyon kişinin katıldığı bir figür.

The Clash; 1970’lerde siyasi içerikli bir çeşit “punk” müzik yapan, başları otorite ile derde sıkça girmiş, 80’lerde dağılmış ingiliz müzik grubu.

Bob Dylan…

ve onlarca diğer sanatçı. yukarıdakiler ve diğer onlarca sanatçının ortak noktası ise müziklerinin sosyal ve politik ortama duyarsız kalmayışı, bazen en temel hakların çiğnenmesine, bazende haksızlıklara isyan ediyor oluşları.

onlarca sanatçı ve protest müzüğin tarihi üzerine çok ilgi çekici bir dolu not. niye yalan söyleyeyim bir çoğunu ben de ilk defa duydugum sanatçı da var listede.

konu guardian, the word, q, spin ve empire’da yazılar yazan dorian lynskey’in ilginç kitabı “33 Revolutions Per Minute: A History of Protest Songs”. dünyada protest müziğin tarihine ilişkin yapılmış ilginç bir kitap. kitap ve yazar hakkında https://33revolutionsperminute.wordpress.com/about/ adresinde daha fazla bilgi mevcut.

kitaptan the nation sayesinde haberim oldu. amazondan kitap siparişini verdim ve eminim ki okuduktan sonra da burada paylaşmak isteyeceğim ilginç ve güzel şeyler çıkacak.

-

gülmeyi ve gülümsemeyi elden bırakmadığımız,

neşeli perşembeler,

“It has made it fashionable to be rude”

April 17, 2011 | No comment »

Sosyal normlar…

“It has made it fashionable to be rude”

Değişen dünya ile beraber iletişim biçiminden, sosyal alışkanlıklarımıza herşey bu değişimden nasibini alıyor. Dijital dünya ile haşır neşir olma oranımız arttıkça şimdiye kadar sürdüregeldiğimiz alışkanlıklarımız, davranışlarımız da değişiyor. Sadece bunlar değişse yine iyi bu kadar değişim beraberinde sosyal normların değişimini, nezaket / naziklik algısının değişimini de getiriyor.

ipad and life

-

Dengeyi nasıl sağlayacağız? Hem yeni sosyal iletişim biçimlerini kullanmak hem de “insani” sosyal normları bozmamak mümkün mü? Bir taraftan birileriyle sohbet ederken, diğer taraftan telefona cevap vermek, bulunduğunuz yerile ilgili bir tweet atmak karşınızdakine ne hissettirir? (ki bu davranışı son bir haftadır ben habire yapıyorum, evet evet kaba bulduğum bir davranışı şimdi ben yapıyorum :)

The New York Times’da yayınlanan şu “light” yazı konuyu güzelce özetliyor:

Keep Your Thumbs Still When I’m Talking to You

“Instead of continuing with the conversation, we all take out our phones and check them in earnest,” he said. “For a few minutes everybody is typing away. A silence falls over the group and we all engage in a mass thumb-wrestling competition between man and little machine. Then the moment passes, the BlackBerrys and iPhones are reholstered, and we return to being humans again after a brief trance.”

Sosyal ağlarda ise “to be rude” durumu daha da kolay. Normalde yapmayacağınız şeyleri yazının kolaylığı veya bir tuş tıklamasının basitliğine yenilerek yapabilirsiniz? Tuş tıklamasını basitleştikçe veya bir tweet atmak kolaylaştıkça “dijital olmayan” dünya ile bağlarımız / dikkatimiz daha da dağılıyor. Yazı da dediği gibi : “sharing is not always caring”.

-

Neşeli, neşeli  pazartesiler :)

-

Meraklısına not:  Yakın bir zamanda ev adresim değişiyor. Evet değişiklikler ve değişimler  devam ediyor :)

-