você me endente?

February 20, 2009 | 3 Comments »

şimdi muhtemelen sen bu yazıyı hiç okuyamayacaksın. benim senin yazılarına baktığımda hissettiğim gibi meraklı bir çocuk telaşıyla ama nihayetinde çaresiz bakacaksın, uzun uzun bakacaksın belki hani olurda bir iki kelime anlarım diye. tıpkı yine benim senin kodlarını anlamak, alfabeni çözmek yani hayatı aynı dilden paylaşabilmek için her kelimene onlarca defa bakıp her seferinde unutmam gibi belki sende bakacaksın her kelimeye onlarca defa.

ne güzel adın var senin… você sabe?

hemen irkilme, bilmem sever misin adını? Adın geçmişini mi hatırlatıyor? Bilmem geçmişin mutlu muydu? Hem bana ne? ama yine de ne güzel adın var senin…

güneşin altında bu kadar neşeli ve güzel, yağmurun ortasında o kadar sessiz ve masum görüneceğini bilmezdim. yağmurda sokaklarını keşfetmek, tentelerinde soluklanmak.

karşında bir kadeh şarap içip, bir nefes sigara çekmek….você se lembra?

her yeni gün bir keşif yolculuğu gibi geçiyor seninle. ne çok şey varmış senin hakkında, benim bilmediğim. mesela, ben hiç bilmezdim senin müzikle bu kadar güzel dans edebildiğini, müziğin senin bir parçan olduğunu. ve yine ben hiç bilmezdim umutlu, güzel şarkılarının olduğunu, hani yağmurdan sonra toprak kokusu var ya işte onu hissettiriyor senin şarkıların. você sabe ?

görkemli günlerin de oldu, herkesle kutladığın, yaşadığın zor zamanların da, yalnız ve yine yalnız. ama eğer bir gün sorarlarsa bana seni ne diyeceğim senin hakkında bilmem ki? iyi ve kötü, güzel ile çirkin, umut ve umutsuzluk, zenginlik ile yoksulluk, öüm ve yaşam, zevk ve acı, ve diğerleri. anlatır mı seni bunlar? eksik kalmaz mısın? sitem etmez misin?

“sevdiğine alabildiğine uysal, sevmediğine alabildiğine vahşi” desem örtmüş olmaz mıyım gerçeklerin üstünü?

“senin yerli yüreğin, kendi yerlilerini sevememiş” desem kızar mısın? Tanrının şehri ile şeytanın şehri  senin içinde değil miydi?

yoksa ben başka sokaklarda mı kayboldum ?

você me endente ? conte-me

Erhan Ekici
Şubat 2009 / Rio de Janerio

Protected: Bilişim Sektörü ve Titicaca Gölü

November 29, 2008 | Enter your password to view comments.

This post is password protected. To view it please enter your password below:


Sansür ve TK’ya Açık Mektup

November 10, 2008 | 4 Comments »

“Basın, yayın ve haberleşme ile sinema ve kitap yapıtlarının hükümetçe önceden denetlenmesi ya da kısıtlanması işi.” ni sözlükler sansür olarak tanımlıyor. Türkiye’de sansürün kaldırılmasının 100.yılını geride bıraktık. Sansür “resmi” olarak 1908 yılında kaldırıldı. Ama gerek aradan geçen yüzyıllık süreçte, gerekse bugün hala sansürle mücadele ediyoruz ve hala birileri ille de “sansür” ille de “sansür” diyor. Birileri için hala aradan geçen zaman sadece takvim yapraklarındaki rakamlardan ibaret kalıyor. Birileri hala tarihin yasaklanan şeylerin zaferleriyle dolu olduğunu göremiyor ve birileri hala bizim neyi görüp, neyi göremeyeceğimize karar vermek istiyor. Bir zihniyet meselesi…

Gelin bir asır öncesine ufak bir yolculuk yapalım önce:

“1908’in yaz ayları 2. Abdülhamit için zor geçiyordu.. Selanik’ten yayılan İttihatçı isyanını ne Şemsi Paşa bastırabilmişti ne Müşir Osman Paşa. Binbaşı Enver Bey ve adamları dağlardaydı..

Ayaklanmanın 40. gününde Abdülhamit geri adım attı.. Bir başka açıdan da ileriye doğru atılmış bir adımdı bu: 24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyet ilan edildi.

Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenmiş gazetecilerin büyük bölümü meşrutiyeti sevinçle karşıladılar. Sansürün karşısına dikilebileceklerdi artık. 1876’dan kalma sansür kararnamesini uygulatmayacaklardı. Yani sansür memurları yayından önce gazeteleri kontrol edemeyecekti..

Meşrutiyetin ilan edildiği günün gecesinde İkdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah Gazetesi sahibi Mihran Efendiler, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını aynı sözlerle geri çevirdiler: gazeteler hürdür, sansür yasaktır.”i

Şimdi 2008 yılındayız. Elbette kendimize yalnızca gazete ve kitapları referans alacak değiliz. Devir değişti, teknoloji gelişti. Yeni medyamız “internet”. Şimdi bu yüzyıllık bir süreç sonunda ulaştığımız noktaya bakın: 1200 küsür site sansürlü.

“Bir düne bak / Bir bugüne / Hey gidi günler hey / Az gittik uz gittik / Bir de döndük baktık ki / Dostlar / Olduğumuz yerdeydik.” Ülkemizdeki bu durumu (diğer bir çok durumu olduğu gibi) herhalde Haldun Taner’in sözleri gayet güzel özetliyor.

Türkiye’de internet sansürü uygulamak 5651 sayılı kanundan sonra o kadar kolay hale geldi ki OpenNet Initiative yazarları bu durumu şu yazıyla özetlemişler: “Three Easy Steps to Block Sites in Turkey – Türkiye’de site kapatmanın 3 kolay yoluii

Sansür konusu şimdilik bu kadarla kalsın. Konuyla alakalı başka bir durum da var. Daha önceki günlük girdimde Telekomünikasyon Kurumuna “Bilgi Edinme Kanunu” kapsamında bir dilekçe ile başvurmuştum. TK tarafından mahkeme, hakim veya savcı kararıyla yasaklanan internet sitelerinin listesine ulaşmak istediğimi bildiren bir dilekçe idi. Gelen yanıta bu adresten ulaşabilirsiniz: http://www.erhanekici.com/files/TK_Bilgi_Edinme_Cevap.html

TK’nın cevabından bir bölüm:

“Ayrıca, Başkanlığımız aracılığı dışında; Hukuk Mahkemelerince verilen erişimi engelleme kararları da diğer erişim sağlayıcılar vasıtasıyla gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle erişimi engellenen tüm siteler ile ilgili Telekomünikasyon İletişim Başkanlığımızda bir envanter bulunmamaktadır.”

Şimdi 5651 sayılı kanunun ilgili maddelerine bir göz atalım:

MADDE 8

(3) Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erişimin engellenmesi kararının birer örneği, gereği yapılmak üzere Başkanlığa gönderilir.

(4) İçeriği birinci fıkrada belirtilen suçları oluşturan yayınların içerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde veya içerik veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunsa bile, içeriği birinci fıkranın (a) bendinin (2) ve (5) numaralı alt bentlerinde yazılı suçları oluşturan yayınlara ilişkin olarak erişimin engellenmesi kararı re’sen Başkanlık tarafından verilir. Bu karar, erişim sağlayıcısına bildirilerek gereğinin yerine getirilmesi istenir.

(7) Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halinde, erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durumda Cumhuriyet savcısı, kovuşturmaya yer olmadığı kararının bir örneğini Başkanlığa gönderir.

(8) Kovuşturma evresinde beraat kararı verilmesi halinde, erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Bu durumda mahkemece beraat kararının bir örneği Başkanlığa gönderilir.

(10) Koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesi kararının gereğini yerine getirmeyen yer veya erişim sağlayıcılarının sorumluları, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Telekomünikasyon Kurumu’na Sorular:

1 - 5651 sayılı kanunun 8. maddesinin 3.,4.,7. ve 8. fıkraları gereği Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki tüm internet sağlayıcıları bu kanuna tabi midir?

2 – Bu kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının b bendi “ (b) Başkanlık: Kurum bünyesinde bulunan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığını gösterir” şeklinde midir?

3 – Eğer öyleyse -ki öyle- Türkiye Cumhuryeti sınırları içinde faaliyet gösteren erişim sağlayıcılar, tüm site kapatmaları ile ilgili isteklerde, sizin denetimiz altında değil midir?

4 – 8. madde 3.fıkra gereğince erişimin engellenmesi kararının bir örneği, veya “erişim engelemeye gerek yoktur” gibi mahkeme kararlarının birer örneği gereği yapılmak üzere sizlere gönderilmiyor mu?

5 – Eğer bu kararlar elinizde yoksa veya bunlar saklanmıyorsa 5651 sayılı kanuna göre Telekomünikasyon Kurumu suç işlemiş olmuyor mu?

6 – Eğer elinizde kapatılan sitelerin birer envanteri yoksa, 8. Madde 10. fıkraya göre erişim sağlayıcıların mahkeme, hakim veya savcı kararlarını uygulayıp uygulamadığını nasıl denetliyorsunuz?

7 – Eğer elinizde envanter varsa -ki olmalı- ve buna rağmen “Bilgi Edinme Kanunu” gereği dilekçeme eksik veya yanlış cevap vermeniz suç teşkil etmez mi?

Neşeli pazartesiler,
Erhan Ekici


iSansürün Kaldırılması ve Basın Bayramı, NTVMSNBC, http://www.ntvmsnbc.com/news/165759.asp 24 Temmuz 2002

iiThree Easy Steps to Block Sites in Turkey, OpenNet Initiative Blogs, http://opennet.net/node/988, 25 Eylül 2008