Archive for the ‘yazılım’ Category

ODF versus OOXML (2)

Monday, July 16th, 2007

Kim demişse doğru demiş gerçekten; “Don’t let me down” şarkısını dinlerken bir şey okunmuyor, hasbelkader okunsa da bir şey anlamıyor insan okuduklarından. Hemen bu ikircikli duruma son verip kapattım müziği. Elim bile “emre itaatsizlik” yapmaya yeltendi de son anda kurtardım durumu. RSS beslemelerini okumaya devam. Son günlerin ”standartlar” dünyasında en hararetli konularının başında ODF-Open Document Format ile OOXML - Office Open XML doküman formatlarının “kapışması” var. Open Document Format bilindiği gibi ISO tarafından onaylanmış açık bir standart. (“Açık Standartlar” da ne ola ki diyenler şuradan : Açık Standart Nedir? Niçin Tercih Edilmeli ) Office Open XML ise henüz ISO onaylı bir standart olmayan ama ISO süreçlerinde halen değerlendirmesi devam eden ECMA onaylı bir doküman formatı.

Geçenlerde yine günlükte değindiğimiz, bazı kurumların ve özellikle de kamu kurumlarının (“standart ve genel kabul görmüş” formatlar konusunda hassas olan kurumların) sırayla ODF’den sonra OOXML formatını da “açık standart” olarak kabul edebileceklerini açıklamaları ODF ile OOXML arasındaki rekabeti iyice kızıştırdı. Gerek bilgi teknoloji süreçlerini basitleştirmek gerekse uyumluluk konusunda problem yaşamak istemeyen kurumlar ve organizasyonlar tercihlerini her ne kadar ODF’den kulanacaklarını açıklamış olsalarda eğer Microsoft firmasının OOXML formatı da ISO tarafından onaylacak olursa aynı alanda iki standart olacak ve yine her iki standartı desteklemek bir problem yaşatacak. (Office OpenXML neden ISO standardı olmamalı : http://www.hakanuygun.com/blog/?p=44 )

Microsoft firmasının doküman formatı konusunda son günlerde ODF’ye karşı kullandığı en güçlü argümanlardan biri de 324 sayfalık “Formula Definition” belgelerinin hazır olmasıydı. Çünkü ODF formatının “Formula Definition” belgesi henüz tamamlanmamış durumda. Buna dayanarak Microsoft firması kendi doküman formatının “açık bir standart” olduğunu, her türlü tanımlamanın ve özelliğin açık bir şekilde belgelendiğini iddia ederek ve geriye doğru uyumluluk konusunda “de facto” standart olmasının avantajını kullanarak “de jure” standart olmaya çalışıyor.

Fakat ufak bir problemi var galiba, çünkü iyi ay gibi kısa bir sürede hazırlamakla övündüğü bu “formula definition“ belgesi biraz (bilinçli veya bilinçsiz) yanlış bilgiler içeriyor. Eğer bu tanımlama belgelerine göre birseyler yaparsanız yandınız çünkü formüller sizi doğru sonuca götürmüyor.

http://www.openmalaysiablog.com/2007/07/mathematically-.html

Neyse söz konusu firma Microsoft olunca, bu gibi durumlar bizi şaşırtmıyor ama ”benim formatımda açık standard” dediği her cümlede insan kendini gülmekten alamıyor. Bundan olsa gerek ki OpenForum Europa adlı kuruluşta “önce bir açık standardın tam tanımını yapalım, öyle her önüne gelen -ben açık standardım- demesin” diyor. Haksız da sayılmazlar. OpenForum Europe adlı bu kuruluş geçenlerde “Dual Standards – More Choice or Less” isimli bir rapor yayınladı. Raporda özetle aynı alanda iki veya daha fazla standard olmasının rekabeti ve seçeneği arttırmayacağını, sektör ve son kullanıcı açısından bunun zararlı sonuçları olacağını gerekçeleriyle birlikte anlatıyorlar. “ODF varken OOXML’e ne hacet” diyorlar kısaca.

 

Devrim, Anadol STC ve Pardus

Wednesday, January 3rd, 2007

Otomobil konusunda her normal insanın bilmesi gereken temel şeyleri bile bilmeyen, cahil denilebilecek kadar az bilgiye sahip bir insan olarak “benim neme lazım otomobil örneği vermek” diye geçiyor bir an aklımdan :) Uyku halini üstündem atmaya çalışırken okuyorum Gezegen Linux‘ u. Önce Ali Işıngör‘ün zevkle okuduğum günlük girdisi -hem Anadol STC’nin öyküsünü öğrenmiş oldum- ardından Erkan Tekman‘nın günlük girdisini. Her ne kadar bir an, “Erkan Tekman herhalde soyağacımı da çıkartacak bu gidişle” diye düşündüysem de korktuğum olmadı :)

Öncelikle bir durumu açıklığa kavuşturmakta fayda var. Ali Işıngör hocamın “son derece kıvrak ve zekice” bulduğu, Erkan Tekman’ın günlük girdisinde ki şu saptama:

“Ama benim kafama takılan Erhan’ın yazısının sonuna koyduğu Devrim otomobili resimleri; anladığım kadarı ile projeler arasında bir ilinti kuruyor ve belki de Pardus’un sonunun da benzer olmasından endişeleniyor. ”

Yazının sonuna eklediğim Devrim otomobili resimleri projeler arasında ilinti kurmak maksatlı değil, daha çok, bu topraklarda yaşayanların, basının ve belirli çevrelerin genelde hemen yanıbaşlarında olan gelişmelere hep bir küçümseme ve kompleks ile bakması, buna karşın uzaktaki herşeye de “pembe panjurlu ev hayali kuran çiftin romatik bir şekilde uzaklara bakması” durumunu eleştirmekti. Erkan Tekman’ında belirttiği gibi projenin bugün geldiği noktaya baktığımızda bile bu iki proje arasında bir analoji kurmak pek sağlıklı görünmüyor. Ayrıca Pardus‘un sonununda Devrim’in sonu gibi olmayacağı gün gibi ortada iken neden endişelenelim :) Bundan sonra ola ki bir daha otomobil projeleri ile Pardus’u kıyaslamak gerekirse diye “Anadol STC” resimlerini bir yerelere kaydettiğimizi de Erkan Tekman’a iletmiş olalım :)

Geçen günlük girdimizdeki “cetvelimizi” Pardus üzerinde dolaştırmaya devam edeceğiz.

açık kaynak projeleri,pardus ve ufak bir test

Tuesday, January 2nd, 2007

Açık kaynak kodlu özgür yazılımların kurumsal alanda -daha önce hiç olmadığı kadar hızlı ve sağlam bir şekilde- kendisini kabul ettirdiği, bu alanda bir şekilde kulllanıldığı ve henüz daha kullanmayan kurumsal firmaların da önümüzdeki süreç içerisinde kullanma planları ve/veya kullanılabilirlik analizleri yaptığı bir dönemdeyiz. Gün geçmiyor ki bir pazar araştırması yapılmasın bu konuda. Pazar araştırma şirketleri de bu alandaki talepleri görmüş olacaklar ki her hafta açık kaynak/özgür yazılım konulu yeni pazar araştırmaları ile çıkageliyorlar.

Elimde Forrester Research firmasının yaptığı “The Forrester Wave™: Open Source Projects, Q2 2006″ başlıklı bir araştırma var. Açık kaynak kodlu belirli projeleri -önceden belirlenen- “Evaluation Criteria- Değerlendirme Kriterleri” listesine göre değerlendirip, belirli başlıklarda puanlayıp, projeleri “mükemmellik” açısından sıralıyorlar. MySQL, Eclipse IDE, Apache HTTP Server, Apache Tomcat, JBoss Application Server, and PHP tahmin edebileceğimiz gibi alanlarında ilk sıraya yerleşme başarısını gösteren projeler. Asıl konumuz bu güzide projeler değil tabi ki, onların seçiminde kullanılan kriterler. Forrester Research firması analistlerinden Michael Goulde, bu araştırmayı yaparken şöyle bir “Evaluation Criteria – Değerlendirme Kriterleri” kullanmış :

criterias

Listeden de görüldüğü üzere bir projenin başarılı,mükemmel olabilmesi sadece o projenin teknik üstünlüğüne bağlı değil. Projeyi başarılı kılan bir çok parametre var. Üstelik bu parametreler birbirine de bağlı (tavuk-yumurta durumu).

Şimdi gelelim bu kriterler ile bugünlerde yeni sürümlerini çıkartan Pardus Ulusal Dağıtım* projesini değerlendirmeye.(Bu kriterler aslında uygulama ölçeğindeki projeler için hazırlanmış olmasına rağmen dağıtım ölçeğindeki projelere de rahatlıkla uygulanabilir.)

Bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra Pardus projesinin özellikle sunucu versiyonu için de bazı tahminleri yapmamız da kolaylaşacaktır. Bir sonraki günlük girdimizde “ulusal dağıtım” sloganıyla yola çıkan, şimdilerde “Özgürlük için” diyerek yoluna devam eden bu projenin ne kadar yaygınlaşabileceğini, hangi oranda kabul göreceğini ve bu süreçteki dış gözlemlerimizi paylaşıyor olacağız. (Tabi yetiştirebilirsek…)

*Ne zaman Pardus projesi ile ilgili birşeyler okusam aklıma Tübitak değil, 1961 yılının Eskişehir cer atölyesi geliyor. Devrim’i yolda bırakan zihniyet, Pardus için ne derdi acaba? :)

Devrim_otomobili
Devrim I ve Devrim II

Red Hat, Novell vs.

Monday, December 25th, 2006

Red Hat, önce Oracle’in “Unbreakable Linux” duyurusu, ardından da Novell ile Microsoft’un partnerlik anlaşması duyurularıyla sıkıntıda olduğu bir dönemi mali anlamda yine rahat geçti. Red Hat’in 21 Aralık 2006 tarihinde açıkladığı finansal veriler bunu gösteriyor. Aynı tarihlerde Novell’de Microsoft ile yaptığı anlaşmanın ilk büyük meyvelerini toplamaya başlamış görünüyor. Zira Deutsche Bank AG, Credit Suisse ve AIG Technologies gibi önemli firmalar bu anlaşmanın sonuclarından ve ürünlerinden biran önce faydalanmak istediklerini söylüyorlar. Bu Novell için iyi bir başlangıç sayılabilir, bu trendin devam edip etmeyeceğini ise zaman gösterecek.

Novell & Microsoft partnerlik anlaşmasının hukuki,etik ve “community” kavramları ile ilgili olan yerlerini bir kenara ayırıp, olaya sadece ticari açıdan bakacak olursak anlaşma her iki firma içinde istediklerini alacakları bir anlaşma gibi duruyor. Microsoft bu anlaşma ile Linux ve Open Source dünyası ile “bir şekilde” aktif iletişim içine giriyor diğer yandan da geçenlerde yaptığı gibi çıkıp bakın “Linux benim patentlerimi ihlal ediyor, işte Novell bana patentlerim için para ödüyor, diğer linux firmaları da gelsin anlaşma yapalım” gibi bir taktik üzerinden ilerliyor ve fırsat buldukça da benzer patent ihlali tehditlerine devam ediyor.(devam ediyor etmesine ama bir türlü mahkemeye de veremiyor o da ayrı bir yazı konusu). Novell ise olayın bu yönünü yansıtmayıp, müşterilerinin karşısına “Microsoft” destekli çıkmış olmanın avantajlarını kullanmaya çalışıyor. Kurumsal alanda bu durumun prim yapması da muhtemel zaten. Ama bu anlaşmanın Red Hat üzerine etkisinin hemen görülmemesi (ki Red Hat’ın mali verileri iyi bir tablo çiziyor) de normal zaten. Anlaşmanın Red Hat’a olan etkisini 2007 yılında daha rahat gözlemleyebileceğiz.

Red Hat’ı gectiğimiz dönem sıkıntıya sokan Oracle olayına gelince… Oracle ne zaman kendi “core” işinin yani veritabanı işinin dışına çıkmaya yeltendiyse çoğunlukla hayal kırıklığına uğradı. Hemen hemen hiç birinde yola çıkarken hedeflediği noktalara ulaşamadı, bazıları ise tam bir fiyasko ile sonuçlandı. Bu gibi konularda nispeten deneyimli sayılabilecek bir firmanın hatalarından ders çıkarmamış olması ilginç tabi. Oracle’ın Linux işine girmesi gerekiyordu ama bu girişin bu kadar yanlış bir strateji ile olması “başlarken kaybetmek” durumunu çağrıştırıyor…

Red Hat için Oracle’dan ziyade ilerisi için Novell-Microsoft işbirliği tehlike arz ediyor(Novell’in kendisinden de fazla)…Bakalım kırmızı şapka’nın 2007 yılı performansı nasıl olacak?