Archive for the ‘toplum’ Category

AB Telekom Paketi, Bireysel Özgürlükler ve Yasaklar

Monday, May 11th, 2009

İlk çağlardan başlayarak bilgi çağı / bilgi toplumu dediğimiz evreye kadar kiros silindiri, magna carta ya da ingiliz yurttaşlar beyannamesi ve daha adını sayamadığımız onlarca gelişme nasıl köleliğin kaldırılmasından temel insan hakları kavramlarının genel kabul görmesine kadar geçen sürede önemli bir adım oluşturduysa, günümüzde süren haberleşme ve internet üzerine tartışmalar ve tartışmaların sonucunda ortaya çıkan / çıkacak gelişmelerde bilgi çağının / bilgi toplumunun insan hakları ile ilgili tarihsel sürece yapacağı katkıları oluşturacak. Sorun katkıların ileriye doğru özgürlükler yönünde mi veya geriye doğru yasaklar yönünde mi bir adım olacağı?

Günümüzün en hararetli tartışmalarının başında interneti kontrol altına alma / yasadışı içeriklere ulaşımı engelleme ve korsan diye tabir edilen içeriklerin yayınlanmasını ve dağıtılmasını önleme girişimlerinin geldiği herkesin malumu. Bu süreçte başkalarının hakkını korumaya çalışırken(mesela film ve müzik endüstrisi) genelde devlet / kurum veya şirketlerin tercih etmek istediği yol “toptan bir kontrol ve denetleme” mekanizması. Bunun son örneklerinden biri Avrupa Birliği’nde geçtiğimiz günlerde yaşandı.

Avrupa Birliği birliğin telekomunikasyon alanındaki uygulamalarını düzenlemesi amacıyla özellikle İngiltere ve Fransa hükümetleri tarafından desteklenen bir “Telekom Paketi” hazırladı. Avrupa Birliği telekomünikasyon pazarını regüle etmeyi ve daha rekabetçi bir telekom pazarı yaratmayı amaçlayan paketin “normal vatandaş” açısından en sakıncalı kısımları ise bireylerin internete ve internet üzerindeki kaynaklara erişimleriyle ilgili olan maddelerdi. Pakete göre paketi hazırlayanlar internet üzerindeki tüm kontrolü telekom operatörlerine bırakıyor, sorunda burada başlıyordu. Operatörler korsan içeriklere erişimi engelleyebilmek için üçüncü firmalarla anlaşma yapıp kendi kullanıcılarının gerçek zamanlı izlenmesini ve herhangi bir korsan içerik erişimi durumunda da “mahkeme kararı” olmaksızın kullanıcı veya kullanıcıların internet erişiminin kesilmesini sağlayabilecekti. Yine bunun dışında internet erişiminde önleme / önceliklendirme gibi bir takım uygulamalarda araya serpiştirilmiş durumda idi.

EU citizens’ rights and innovation at stake in European Parliament
http://www.laquadrature.net/en/eu-citizens-rights-and-innovation-at-stake-in-european-parliament

Detayları atlayalım. Sonuçta bir takım sivil toplum örgütlerinin başlattığı ve giderek genişleyerek süren bir kampanya sonrası Avrupa Birliğinin ilgili komisyonu internet erişiminin temel bir hak olduğu ve kısıtlanamayacağı yönünde bir karar verdi.

Amendment 138/46 adopted again. Internet is a fundamental right in Europe.
http://www.laquadrature.net/en/amendment-138-46-adopted-again

Süreç henüz tam olarak bitmemiş olmasına rağmen alınan bu karar sivil toplum örgütleri ile onların harekete geçirdiği normal vatandaşlar için kişisel özgürlükler lehine ve yasaklar aleyhine olan çok önemli bir gelişme. Süreci tüm ayrıntılarıyla inceleyince görüyorsunuz ki gerek sivil toplumun bu gibi yasaklayıcı ve özgürlükleri törpüleyici gelişmelere karşı izlediği method gerekse de harekete geçen ve pakete karşı tepkilerini yetkililere ileten insanların duyarlılığı bu sonucu getirebiliyor.

Tüm bunların ışığında bir de bizim memleket tarafına bakınca görünen tablo o kadar umut vaadedici değil. Biz hala kapatılan sitelerin niye kapatıldığını dahi bilemiyoruz ki (dipnot 1, 2, 3) ona karşı bir tepki gösterelim. Bize reva görülen kuru bir “mahkeme kararıyla kapatılmıştır” yazısı. Hala bizi açıklama yapılmaya değer görülmeyen bir topluluk olarak gören zihniyete karşı bile bir iki homurdanma dışında ses yok!

Sansürsüz, özgür günlere…

Neşeli pazartesiler,


1 – Sansür! Nereye Kadar?
http://www.erhanekici.com/blog/2008/10/27/sansur-nereye-kadar/

2 – TK : “Bilgi Senin Neyine”
http://www.erhanekici.com/blog/2008/11/06/tk-bilgi-senin-neyine/

3 – Sansür ve TK’ya Açık Mektup
http://www.erhanekici.com/blog/2008/11/10/sansur-ve-tkya-acik-mektup/

Bilişim Sektörü ve Titicaca Gölü

Saturday, November 29th, 2008

- Titicaca Gölü’nü bilir misiniz?

- Bilirim.

- Eskiden Titicaca Gölü buradaydı.

- Nerede?

- İşte burada.

Ve kolunu uçsuz bucaksız arazide gezdirdi.(*)

Fikrim budur ama zikrime karışma

Büyük ve nispeten saygın gazetenin köşe yazarı da, genel yayın yönetmeni de hatta muhabirleri de köşelerinden veya kendi yerlerinden haktan, hukuktan, Avrupa Birliği’nden bahsedip duruyorlardı. Doğal olarak adalet, hukuk, eşitlik, insanca yaşama gibi temel kavramlardan bahsedenlerin yazdıklarıyla yaptıklarının tutarlı olmasını bekliyorsunuz ama beklenen ile olan ya da olması gereken ile gerçekte olan arasındaki mesafeyi görünce biraz yadırgama birazda hayal kırıklığı yaşıyorsunuz.

Suskunluğun dayanılmaz hafifliği

Medya dünyasında muhabirlerin, gazetecilerin çalışma koşullarıyla ilgili problemler ortaya çıkınca veya toplu işten çıkarmalar başlayınca(mesela Radikal ve Milliyet’te olmuştu geçmişte) hak, hukuk, adalet gibi kavramlar üzerine kalem oynatanların suskunluğunu görmek çok da iyi duygular yaşatmıyor insana. Kendi çalışma arkadaşlarının, kendi muhabirlerinin ve kendi sektörünün sorunlarına yabancılaşmış olmanın dayanılmaz ağırlığı altındaydılar galiba…

Büyük balık, küçük balık

Büyük bir hırsla ve yaşının getirdiği hızla kovalıyordu onu. Ona yetişmeli onu yemeliydi. Şanslıydı ki akvaryumun büyüklüğü büyük balığın lehineydi. Ani bir hamleyle ufacık yavru balığı yiyiverdi hem de kendisinin de bir süre önce o küçük balık olduğunu ve büyük balıklardan can havliyle kaçtığını unutarak

Hadi bi cesaret sende taşın altına koy elini

Yaklaşık 10 aydır birileri birşeyler yapmaya çalışıyor. Kendileri için olduğu kadar kendilerinden sonra gelecekler içinde. Çalışma hayatında iş güvenliği, daha adil ve huzurlu çalışma ortamları ve insanca yaşayabilecek ücretler için birileri elini taşın altına koydu. Kendi şirketlerinden başlayarak bütün sektörüde içine alabilecek bir örgütlenme için çalışıyorlar. Arada haksız hukuksuz uygulamalar da oluyor. IBM 70 yıllık tarihinde 2 günde 3 kişiyi haksız şekilde işten çıkardı.

Her fırsatta biraz daha hörpülenen, törpülendikçe kuşa dönen çalışanların hakları için sektörümüzde yani bilişim sektöründe birşeyleri değiştirmek istiyorlar.

Çünkü biliyorlar ki bu gidişle geriye ne haklar kalacak ne de Titicaca Gölü…

http://www.bilisimsendikasi.org/
http://www.union-network.org/Uniindep.nsf/ProtestIBMTurkey?OpenForm
http://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=64492&tipi=43&sube=6

…….

Neşeli haftasonları,
Erhan Ekici


* Coğrafyacı – Zamanın Ağızları, Eduardo Galeano, Çitlembik Yayınları, 2004