Archive for the ‘internet’ Category

“It has made it fashionable to be rude”

Sunday, April 17th, 2011

Sosyal normlar…

“It has made it fashionable to be rude”

Değişen dünya ile beraber iletişim biçiminden, sosyal alışkanlıklarımıza herşey bu değişimden nasibini alıyor. Dijital dünya ile haşır neşir olma oranımız arttıkça şimdiye kadar sürdüregeldiğimiz alışkanlıklarımız, davranışlarımız da değişiyor. Sadece bunlar değişse yine iyi bu kadar değişim beraberinde sosyal normların değişimini, nezaket / naziklik algısının değişimini de getiriyor.

ipad and life

-

Dengeyi nasıl sağlayacağız? Hem yeni sosyal iletişim biçimlerini kullanmak hem de “insani” sosyal normları bozmamak mümkün mü? Bir taraftan birileriyle sohbet ederken, diğer taraftan telefona cevap vermek, bulunduğunuz yerile ilgili bir tweet atmak karşınızdakine ne hissettirir? (ki bu davranışı son bir haftadır ben habire yapıyorum, evet evet kaba bulduğum bir davranışı şimdi ben yapıyorum :)

The New York Times’da yayınlanan şu “light” yazı konuyu güzelce özetliyor:

Keep Your Thumbs Still When I’m Talking to You

“Instead of continuing with the conversation, we all take out our phones and check them in earnest,” he said. “For a few minutes everybody is typing away. A silence falls over the group and we all engage in a mass thumb-wrestling competition between man and little machine. Then the moment passes, the BlackBerrys and iPhones are reholstered, and we return to being humans again after a brief trance.”

Sosyal ağlarda ise “to be rude” durumu daha da kolay. Normalde yapmayacağınız şeyleri yazının kolaylığı veya bir tuş tıklamasının basitliğine yenilerek yapabilirsiniz? Tuş tıklamasını basitleştikçe veya bir tweet atmak kolaylaştıkça “dijital olmayan” dünya ile bağlarımız / dikkatimiz daha da dağılıyor. Yazı da dediği gibi : “sharing is not always caring”.

-

Neşeli, neşeli  pazartesiler :)

-

Meraklısına not:  Yakın bir zamanda ev adresim değişiyor. Evet değişiklikler ve değişimler  devam ediyor :)

-

“Your Brain on the Internet”

Wednesday, January 26th, 2011

You have to be somebody, before you can share yourself” Jaron Lanier

“140 karakter” (twitter) çağında blog yazılmaz, yazılsa da okunmaz. Okunsa da şanslıysanız bir iki satırı ya okunur ya okunmaz. İşte bu sebepledir ki ben diyeceğimi –ne olur olmaz diyerek- bir alıntı aracılığıyla ilk 68 karakterde dedim. Twitter nesli burada okumayı bırakıp başka bir gadget okumaya ya da başka mecralara akmaya başlayabilir, biz kalanlarla devam edelim.

-Dublinliler (James Joyce) ve Ses Sese Karşı (Aldous Huxley) okumalarına biraz ara verip 20.yy dan 21. yy kitaplarına (biraz araya çeşni olsun diye) zıplarken işte yukarıda alıntıladığım arkadaşın kitabına denk geliverdim: “You are not a Gadget”. Bilgi çağı ve onun insanları, internet, dijital devrim vs. İlginç bir kitap. Bu kitap hakkında ilk fırsatta birşeyler karalarız günlüğe. Ama zamanında bu kitaptan haberdar olmamı sağlayan New Yorker yazısından (This Is “Your Brain on the Internet” on the Internet) ilginç bulduğum kocaman bir alıntı yapıp, nokta koyalım:

Here is how to tell whether your brain is on the Internet:

  • Rather than daydreaming in your downtime, you hunt for the gadget in your pocket.
  • You can’t remember anything: networks of memory rely on periods of rest—sleep or awake downtime.
  • You’re unable to write, because to write something, Baker says, you have to feel like it’s the only thing in the world, that you’re isolated with it and in it.
  • Regular-size articles suddenly seem incredibly long, because you have click that little “next” button at the bottom of each page.
  • You’re spewing out garbage (“Garbage in, garbage out,” Lanier says).
  • You’re failing to create, even though you feel creative. This is because, Lanier says, people are trying to become more fully themselves, not simply “trying to create something.” And this can’t happen in the encapsulated world of the Internet. It’s like the closed system of the weather: you can get thunderstorms or hurricanes, but you won’t get a novel falling from the sky.
  • You feel very happy and excited because you’re running through books at the rate of fifty per minute on Google books.
  • You’re drowning in fragments of books, rather than reading the entire thing.
  • You’re writing better than you ever have, because you write more than you ever have and you have instant access to information.
  • You’re a college student, and thirty-eight per cent of the writing you do is outside of your schoolwork.
  • You’re making someone else very rich, and you don’t understand how.
  • You wonder where the time went.
  • Your face is in your iPhone instead of in the task at hand (driving, walking, thinking). If you do this most of your waking hours, your ability to concentrate is indeed a bit diminished.
  • You wonder, with Lanier, why we must choose between the mushy mob of the Internet vs. the clean world of Apple and the iPad, which is neat but “isolated for the elite—neither is acceptable.”
  • You crave the conversation about “Inception” more than the movie itself.
  • You quickly and anonymously dismiss something (in a comment) that was very hard to do. This is “hurtful,”
  • You’re reading this right now.

Boş zamanlarınızda -dijital olmayan- hayaller kurabildiğiniz günler dileğiyle..

Bilgi İmparatorluklarının Yükselişi ve Düşüşü

Monday, November 22nd, 2010
Tim Wu

Tim Wu

2003 yılında Harward Üniversitesinden bir hukuk profesörü, Tim Wu, “Network Neutrality, Broadband Discrimination” başlıklı bir yazısı ile 2000′li yılların başından itibaren büyük internet servis sağlayıcılarının ve telekom operatörlerinin ısrarla üzerinde durduğu internet erişim servislerinin, verilerin içeriğine göre önceliklendirilmesini ve dosya vs. paylaşımı yapanların internet erişimlerinin kademeli olarak kesilmesini vs. öngören “master planlarına” karşılık “net neutrality” kavramıyla ortaya çıkıp, internetin neden nötral olması gerektiğini savunuyordu.  “Net Neutrality” kavramı internetin her türlü içerik, site ve platformu aynı şekilde ele almasını, her türlü bilgiyi aynı şekilde taşımasını / iletmesini ve her türlü uygulamayı desteklemesini savunan bir çeşit ağ tasarım prensibi / network design principle” üzerine kurulu. (Avrupa Birliği’nin geçtimiz yıl üzerinde durduğu “Telecom Package” ve “Three Strike” uygulamaları düşünülünce konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır. Bkz : AB Telekom Paketi, Bireysel Özgürlükler ve Yasaklar, 11 Mayıs 2009)

The Master Switch - Kapak

Tim Wu, internet, hukuk, telif hakları konularında çalışan, internetin açık yapısının hararetli bir savunucusu olan bir hukuk profesörü ve aynı zamanda aktivist. Kasım ayının başında “The Master Switch / Rise and Fall of Information Empires – Ana Şalter / Bilgi İmparatorluklarının Yükselişi ve Çöküşü” isimli ikinci kitabını yayınladı. (kitap henüz türkçe’ye çevrilmedi) Kitabı ilginç kılan ise 1800’lü yıllardan günümüze telgraf, telefon, projectör/kamera, radyo, televizyon ve nihayet internet’in bulunması ve kullanıma girmesi ile oluşan bilgi dönemlerini ve bu dönemlerin karakteristik özelliklerini inceleyerek, bu buluşların nasıl bir endüstri oluşturduğunu, oluşan bu endüstrilerin nasıl monopol yapılara evrildiğini ve bu evrilmenin nelere yol açtığını çok zengin anekdotlarla bezeyerek, sade ve akıcı bir dil ile okurlara sunuyor. Ve sonunda “internet” in kaderinin de kendinden önceki devrimsel nitelikteki kitle iletişim araçlarının (telgraf, telefon, radyo, TV vb.) kaderleriyle aynı olup olmayacağını soruyor.

“Markets are born free, yet no sooner are they born than some would-be emperor is forging chains. The federal government is usually recruited to help out the mogul and his plans to gain control over the technology and product. Another disruptive technology, or a public-spirited government, breaks up the mogul-driven business model, and the Cycle starts anew.”

Kitap çığır açan bu buluşların önce kendi sektörlerini yarattığını ve bu sürecinde açık bir süreç olduğunu ve yeniliğe (innovation) açık olduğunu fakat bir sure sonra bu açıklığın gerek monopol yapıların oluşması, gerekse de devletin müdahalesiyle nasıl kapalı ve yenilikçiliği (innovation) kısıtlayan sektörlere dönüştüğünü, yani kapalı yapılar haline geldiğini anlatırken, bir süre sonra da yeni bir teknolojinin, “disruptive innovation”,  tekrar o sektörü açık bir hale getirebildiğini gösteriyor. Bunu gösterirken de “Cycle / Döngü” kavramı ile de her açık sistemin hep açık kalmadığı ve bir sure sonra gerek regülasyon, gerekse de monopol yapılar ve devasa şirketler yüzünden kapanabildiğini anlatıp soruyor; tüm zamanların en açık ve merkezi olmayan sistemi olan “internet” in akıbeti ne olacak?

Yazar kitabın amacını şöyle özetliyor:

It has been the aim of this book to show that our information industries –the defining business ventures of our time- have from their inception been subject to the same cycle of rise and fall, imperial consolidation and dispersion, and that the time has come when we must pay attention.

Kitap hem bilgi çağının nasıl evrildiğini hem de bu süreçte ekonomik sistemin ve şirketlerin bu süreci nasıl algıladıklarını göstermesi bakımından çok değerli gözlemler ve gerçekler sunuyor. Aynı zamanda telgraf, telefon, radyo, film endüstrisi, TV ve internetin keşiften kitlelere ulaşma sürecinde çok güzel anekdotlarla okuyucuyu konuya sürekli bağlı tutabiliyor. Bu yönüyle teknoloji, medya ve kitle iletişim araçlarıyla ilgilenenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.

“Every age thinks it’s the modern age, but this one really is. (Tom Stoppard  / The Invention of  Love)”

Neşeli bir hafta dileğiyle…


*The Master Switch / Tim Wu
Rise and Fall of Information Empires
Published by Alfred A. Knopf
November 2, 2010

-