Archive for the ‘standartlar’ Category

Elma Hesabı ve Standartlar

Wednesday, December 3rd, 2008

If you have an apple an d I have an apple and we exchange these apples then you and I will still each have one apple. But if you have an idea and I have an idea and we exchange these ideas, then each of us will have two ideas.” / George Bernard Shaw

Windows 98 işletim sisteminin çıkışından ve satış anlamındaki başarısından bir kaç ay sonra Bill Gates ve Microsoft’un bazı üst düzey çalışanları Ofis ürününün bazı tarayıcılarla çalışması konusunda görüşüyorlar. Bill Gates’ten şöyle bir eposta gönderiliyor:

From: Bill Gates
Sent: Saturday, December 5, 1998
To: Bob Muglia, Jon DeVann, Steven Sinofsky
Subject: Office rendering

One thing we have got to change in our strategy – allowing Office documents to be
rendered very well by other people's browsers is one of the most destructive things
we could do to the company. We have to stop putting any effort into this and make
sure that Office documents very well depends on PROPRIETARY IE capabilities.
Anything else is suicide for our platform. This is a case where Office has to avoid
doing something to destroy Windows. 

I would be glad to explain at a greater length. Likewise this love of the standard DAV
in Office / Exchange is a huge problem. I would also like to make sure people understand
this as well.

Bernard Shaw’ın yukarıdaki sözünden her alan için geçerli olabilecek anlamlar çıkarmak mümkün. Ben Bilgi ve İletişim Teknolojileri açısından açısından bakıyorum. Aslında bugün şu son zamanlarda konuştuğumuz kriz / servis / bt harcalamarı, kriz ortamları özgür yazılımlar için gerçekten çok uygun ortamları yaratır mı, yaratmaz mı konusunda biraz daha yazmak istiyordum ama o konuyu haftasonuna ertelesek de olur.

Şimdi biraz standartlar ve birlikte çalışabilirlik üzerine konuşalım. Çünkü insanoğlu hergeçen gün daha fazla veri üretiyor ve üretilen bu verilerin çöp yığınlarına dönüşmemesi ve o verilerden başka firma ve kullanıcıların da fazladan emek sarf etmeden faydalanabilmesi, onu kullanabilmesi ve bir değer yaratması gerekiyor.

Yine stardartlar özellikle şirketler için çok önemli. Verileriniz, dokümanlarınız ve daha bir dolu şey eğer başkaları ile paylaşılamayacak veya stardart araçlarla ulaşılamayacak durumdaysa o veriler bir anlam ifade eder mi? Veya sırf o verileriniz yüzünden bilgi teknolojileri alt yapınızda / ara katmanlarda sadece ve sadece bir firmaya bağlı kalmak ne kadar doğru bir BT stratejisidir? (işte özgür yazılım kullanmak için maliyetten kat be kat önemli bir parametre)

Kurumların verilerini herhangi bir firmaya bağımlı kalmadan kullanabilmesi, istediği zaman bu verilerini herhangi bir ek maliyet ve/veya emek harcamadan başla kurum ve firmalarla paylaşabilmesi hem o firma için artı değer yaratacaktır hem de BT harcalamarında veya ürün seçiminde firma/ürün bağımsız şekilde düşünebilecek ve böylece de en iyi hizmeti en uygun fiyata alabilecektir. Dolayısıyla standartlara uygunluk bir firmanın / kurumun BT stratejilerinde en üst sırada yer alması gereken bir şey.

Bill Gates’in yukarıdaki epostasından da görüleceği üzere kapalı kodlu yazılım geliştiren ve standartlara uymak yerine kendini standart yapmaya, böylece bu ürünü kullanan firmaları tek ürün ve tek firmaya mecbur kılmak temel amaç. Kendi açısından haksız da sayılmaz. Sonuçta kar maximizasyonu denen bir şey var. Sonuçta bu tip firmalar kurumların veya müşterilerin özel çıkarlarından ziyade kendi çıkarına çalışacak. Dolayısıyla bu tip bağımlılıklardan kurtulmak için de standartlar dediğimiz şeyleri takip etmek, tüm bilgi teknolojileri alanında standartlaşmamış veya sizi sadece belirli bir firmaya bağımlı kılacak kararlardan kaçınmak bir BT müdürünün en öncelikli konusu olmalı.

Özellikle açık standartlar ve özgür yazılım, firmaların yazılım tercihlerinde sadece ve sadece maliyetinden ötürü tercih edilmemeli. Özgür yazılım kullanmak, standartları takip etmek stratejik bir karardır, ve maliyetten bile daha önemli bir karardır…

-

——

Neşeli günler,

Güney Yarım Küre, OOXML, ISO ve WTO

Sunday, September 21st, 2008

2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organization) Katar’ın başkenti Doha’da üye ülkelerin bakanlarının katılımıyla “Doha Kalkınma Gündemi Müzakereleri (Doha Round)” başlığıyla bir müzakere süreci başlatmıştı. Sürecin amacı dünya serbest ticaret alanını genişletmek bir anlamda serbest ticareti ülkeler arasında daha kolay hale getirerek uluslararası ticareti genişletmekti. Süreç, müzakelerin de amacı olan “kalkınan ülkelerin ihtiyaç ve çıkarlarını birinci derecede önemseyerek serbest ticareti geliştirmek” noktasında herhangi bir ilerleme kaydedememiş olması ve aynı zamanda tam aksine gelişmiş ülkelerin lehine düzenlemeler içermesinden dolayı yoksul güney ülkelerinin engellemeleri ile karşılaştı. Ve bu tıkanıklık güney yarım küre ülkelerinin kendi aleyhlerine olan duruma onay vermemeleri sebebiyle tam 7 yıldır sürüyor. Güney, Kuzey’den daha adil öneriler bekliyor. Bu olmadığı sürecede Güney ülkeleri kendi aleyhlerine olan bu duruma izin verecek gibi de görünmüyor.

Bu noktada Güney ülkelerinin DTÖ (WTO) ‘nün yapısı ve aslında DTÖ’nün adil ve serbest bir ticaretten ziyade belirli gelişmiş ülkelerin ve çokuluslu şirketlerin çıkarlarına hizmet ettiği yönünde de eleştirileri mevcut. Tıpkı ISO süreçlerinde olduğu gibi DTÖ (WTO)’nun toplantılarında da de facto “fast track” uygulamaları oluyor. Bazı toplantılara daha hızlı bir ilerleme kaydedilebilsin diye 153 üye ülkeden sadece gelişmiş 35 ülke katılıyor. Bu durumda yine eleştirilerin hedefi.

Şimdi asıl konumuza dönelim. Takip edenlerin bildiği gibi OOXML “fast track” olarak adlandırılan ve epeyce tartışmalı bir sürecin sonunda ISO tarafından bir standart olarak kabul edildi. Yani bir dönem “ODF savaşı kazandı” nidaları atıp, özgür yazılım dünyası adına sevinirken durum hiçde umduğumuz gibi olmadı ve Microsoft doküman savaşlarının sonunda istediğini aldı ve OOXML “ISO/IEC DIS 29500, Information Technology – Office Open XML formats” başlığıyla ISO tarafından standart olarak kabul edildi. Doküman formatının ISO standartı olması “kırk cevizi birarada görmeden taş atmayan” Microsoft‘un çabalarından da anlaşılacağı gibi çok önemli bir konuydu. ( Konuyla ilgili önceki yazılar için : ODF versus OOXML, ODF versus OOXML (2), ODF versus OOXML (3) : Office Open XML’in Önlenebilir Yükselişi )

ISO’nun OOXML formatını bir standart olarak kabul etmesinin hemen ardından ise Brezilya, Hindistan, Güney Afrika ve Venezuella ISO’nun bu kararına itiraz edip temyiz isteminde bulundu.(Four national standards bodies appeal against approval of ISO/IEC DIS 29500 , 6 Haziran 2006) Durumu görüşen ISO, itirazı üyeler arasında yeterli destek görmediği gerekçesiyle reddedip OOXML’in nihai olarak bir ISO standartı olduğunu duyurdu.(ISO and IEC members give go ahead on ISO/IEC DIS 29500, 15 Ağustos 2008 ) Bunun üzerine eylül ayının başlarında altı güney amerika ülkesi (Brezilya, Küba, Ekvador, Paraguay, Güney Afrika ve Venezuella) “CONSEGI 2008 Declaration” adıyla bir deklarasyon yayınladı. Deklarasyonun sonundaki şu ifade hemen dikkat çeken ve uzun vadede ISO türü organizasyonlar için dikkat edilmesi ve üzerinde önemle durulması gereken ifadeler barındırıyor:

“The issues which emerged over the past year have placed all of us at a difficult crossroads. Given the organisation’s inability to follow its own rules we are no longer confident that ISO/IEC will be capable of transforming itself into the open and vendor-neutral standards setting organisation which is such an urgent requirement. What is now clear is that we will have to, albeit reluctantly, re-evaluate our assessment of ISO/IEC, particularly in its relevance to our various national government interoperability frameworks. Whereas in the past it has been assumed that an ISO/IEC standard should automatically be considered for use within government, clearly this position no longer stands.”

Yani bu altı ülke daha önceden ISO’ya ve yayınladıkları standartlara güveniyor ve bu standartları kendi ülkelerinde uyguluyorlarken, bu son kararla beraber artık ISO’ya ve onun standartlarına olan güvenlerini kaybettiklerini bildiriyorlar. Bu sadece ISO için değil, Uluslar arası tüm organizasyonlar için tehlike arz eden bir durum.

Yazının başındaki Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ – WTO) Doha görüşmeleri ve güney ülkelerinin bu örgütün kararlarının kendi aleyhlerine olmasını düşünmeleri bu anlayışın ticaret alanındaki yansıması. Yine dünya üzerinde barışı sağlamak, haksız uygulamalara meydan vermemek için kurulmuş Birleşmiş Milletler (United Nations), yaptığı uygulamalar, vermesi gereken tepkileri verememesi(veto hakkını olan ülkeleri yüzünden) ve yapısal sorunlarından kaynaklı sebepler yüzünden birçok ülkenin ve dünya vatandaşlarının güvenini kaybetmiş durumda. Son olarak ise ISO. Galiba artık bu tip uluslararası organizayonların yeniden yapılanmasının zamanı gelmiş olabilir mi?

Neşeli pazarlar,