Archive for the ‘ozgur yazilim’ Category

Hayatınız kimin elinde olacak?

Monday, December 22nd, 2008

30 yıllık bir zaman dilimi insanlık tarihinin uzun yolu içinde matematiksel olarak belki bir nokta kadar bile yer işgal etmiyor. Altı üstü 30 yıl. Ama insanlığın ekonomik, teknolojik, sosyolojik ve politik vb. bir çok alandaki uzun yürüyüşü içinde belkide en hızlı, en etkili yürüyüşü bu otuz yıl içinde oldu. Teknolojik değişimler, ekonomik değişimleri, ekonomik değişimler sosyolojik değişimleri, sosyolojik değişimlerde diğer bütün alanları etkiledi / etkiliyor. Üstelik bu etkileşim doğrusal da değil yani aynı zamanda bir teknolojik değişim, sosyolojik değişimi, sosyolojik değişimde ekonomik değişimi çok yönlü olarak etkileyebiliyor.

Bundan yaklaşık otuz yıl önce radyo henüz tüm evlerde yoktu. Televizyon ise bazı evlerde vardı. O günlerde birileri bizlere cep telefonundan bahsetse herhalde güler geçerdik. Aklımızın alamadığı, çocukluğumuzun en teknolojik görüntüleri, o zamanların popüler televizyon dizisi Kara Şimsek- Knight Rider dizindeki Michael Night’in arabası Kitt ile saatini kullanarak konuşması, ona komut gönderebilmesi ve “akıllı ve düşünebilen” kitt’in de konuşarak cevap vermesi, kendi kendini çalıştırıp kahramanımızın imdadına yetişmesiydi. Yıl 1980′lerdi…

Bugün cep telefonu dediğimiz olgu hayatımızın her alanında. Yani insanlar çok değil, o diziden yaklaşık 10 yıl sonra mobil telefon teknolojisi ile haberleşmeye başlamışlardı. Kablosuz, bir avuç içine sığabilen bir cihaz…1980′lerde inanılmaz olan birşey 1990′lar ve 2000′lerde her birey için olmazsa olmaz bir ihtiyaç haline dönüşmüştü. Bu dönüşüm beraberinde de bir çok sosyal/ekonomik değişimi de getirdi. Şimdi bütün sırada – o zamanlafr bizim için hayal olan- konuşan, tepki veren, yolu ölçen, yakıtını ayarlayan, sizin ruh halinizi ölçüp ona göre müzik çalan arabalar var. Yani çocukluğumuzun hayali olan Kitt’ler yakın bir zamanda yollarda olacak. Belki direksiyona dokunmanız bile gerekmeyecek, siz çağıcaksınız o gelecek, siz koltuğa oturacaksınız ve “Profilo Alışveriş Merkezi”* diyeceksiniz o sizi oraya götürecek. Bunlar hayal veya yeni öngörüler değil. Bugün otomotiv firmalarınında, yazılım geliştiren firmaların gerçekleştirmek için uğraştığı ve yakın zamanda bir şekilde hayatımıza girecek teknolojik/sosyal gelişmeler.

IBM firması her yıl sonraki 5 yıl içinde hayatımızı değiştirecek 5 gelişmeyi “five in five” raporuyla duyuruyor. Geçen yılın öngörüleri arasında “The way you drive will be completely different” adıyla otomobil ve yol arasındaki etkileşiminin akıllı arabalarla değişeceği, sensör ve yazılımlarla bu değişimin hayatımızı da değiştireceğini muştuluyordu. Bunun dışında akıllı ev, robot, internet, cep telefonu vb. tüm alanlarda artık en önemli odak noktası bu değişimleri mümkün kılacak yazılımlar. Yani artık evimizdeki buzdolabı ya da kullandığımız araba da bir yazılım barındırmak zorunda.

Konu bir buzdolabı olduğu zaman yazılımın insan hayatına olası etkileri çok hayati olmayabilir ama otomobilden söz etmeye başladığımızda yazılımın insan hayatına etkisi ölümcül dahi olabilir. Dolayısıyla bu yazılımların nasıl geliştirileceği açık kaynak kodlu özgür yazılımlar mı olacağı yoksa kapalı kaynak kodlu yazılımlar mı olacağı hayati önem arzedebilir. Yolların ve trafikteki tüm araçların akıllı olduğu, sensörler ile haberleşebildiği, sizi en güvenli şekilde gitmek istediğiniz noktaya ulaştıracağı varsayımı altında çalışacak bu yazılımların olası yazılım sorunları nasıl giderilecek?

Çoğu insan okumuştur. Geçtiğimiz günler Microsoft firmasının Internet Explorer adlı yazılımında çok tehlikeli bir açık ortaya çıktı. Hemen hemen tüm güvenlik uzmanları firma açığı yamalayana kadar kullanıcıların başka tarayıcılar kullanmasını tavsiye etti. Tarayıcı pazarında payı en çok olan(~%80) bir yazılımda çıkan bir güvenlik açığı doğal olarak tüm insanları etkileyebiliyor ve oluşacak zarar inanılmaz derecede büyük olabiliyor. Dolayısıyla güvenlik açığının yamanması ve açığın kapatılması mümkün olan en kısa zamanda olmak zorunda. Son örnek firma ürününü 24 saatten fazla bir zaman sonra yamalayabildi. Ama o tarayıcı açık kaynak kodla yazılmış olsaydı -elbetteki yine açık olabilirdi- açığın yamanma süresi hem daha kısa olabilecek hemde açığın yamanması için tek firmanın ağızının içine bakmak zorunda kalınmayabilirdi. Her türlü hizmetin internet tabanlı hale geldiği bir zamanda tarayıcılarda çıkabilecek bir güvenlik açığının yol açacağı zarar azımsanmayacak kadar büyük olabilir.

Şimdi biraz hayalgücü kullanalım ve olayları abartalım:

Şimdi bu örnekte bireysel/şirketsel zararlar sözkonusu. Aynı durumu bizim kara şimsek örneğimize uygulayalım. Otomobillerin yazılımlarla çalıştığı bir ortamda yazılımda ortaya çıkabilecek bir çalışma hatası ve bir açık sadece o arabayı kullananları etkilemeyecek, bir otoyolda olduğunuzu düşündüğünüzde sizi veya başka araçları da etkileyecektir. Dolayısıyla bu tip yazılım hatalarının düzetilmesi çok kısa zamanda olmak zorunda. Fakat eğer bu tip yazılımlar kapalı kaynak kodlu olursa, bu gerçekleşebilir mi? Eğer bu tip başkalarını doğrudan ilgilendiren, bir nevi toplumsal olaylarda bu konu nasıl çözülecek?

Sadece bir kaç yüz geliştiricinin görebildiği, geliştirdiği yazılımların giderek evimizde, arabamızda, cep telefonumuzda, buzdolabımızda olması sizi ürkütmüyor mu? Artık eski zamanlardaki gibi cihazınızdaki bir hata sadece sizi veya cihazınızı etkilemiyor. Ağ ortamı, karşılıklı etkileşim derken çevrenizi, ailenizi ve daha tanımadığınız birçoklarını etkileyecek. Yeni bir çağ, yeni teknolojik gelişmeler bizi yeni bir sosyal yapıya, daha önce hiç öngörülemeyen yaşam tarzlarına götürürken yanımızda, arabamızda, evimizde bu eski model yazılımlarla mı olacağız?

Aileyi, toplumu (araba-trafik örneği) ilgilendiren yazılımların kamu yararı için açık kaynak kodlu, özgür yazılımlar olması gerekmez mi?

Daha da önemlisi hayatınız kimin elinde olacak?

Neşeli pazartesi sabahları,

Elma Hesabı ve Standartlar

Wednesday, December 3rd, 2008

If you have an apple an d I have an apple and we exchange these apples then you and I will still each have one apple. But if you have an idea and I have an idea and we exchange these ideas, then each of us will have two ideas.” / George Bernard Shaw

Windows 98 işletim sisteminin çıkışından ve satış anlamındaki başarısından bir kaç ay sonra Bill Gates ve Microsoft’un bazı üst düzey çalışanları Ofis ürününün bazı tarayıcılarla çalışması konusunda görüşüyorlar. Bill Gates’ten şöyle bir eposta gönderiliyor:

From: Bill Gates
Sent: Saturday, December 5, 1998
To: Bob Muglia, Jon DeVann, Steven Sinofsky
Subject: Office rendering

One thing we have got to change in our strategy – allowing Office documents to be
rendered very well by other people's browsers is one of the most destructive things
we could do to the company. We have to stop putting any effort into this and make
sure that Office documents very well depends on PROPRIETARY IE capabilities.
Anything else is suicide for our platform. This is a case where Office has to avoid
doing something to destroy Windows. 

I would be glad to explain at a greater length. Likewise this love of the standard DAV
in Office / Exchange is a huge problem. I would also like to make sure people understand
this as well.

Bernard Shaw’ın yukarıdaki sözünden her alan için geçerli olabilecek anlamlar çıkarmak mümkün. Ben Bilgi ve İletişim Teknolojileri açısından açısından bakıyorum. Aslında bugün şu son zamanlarda konuştuğumuz kriz / servis / bt harcalamarı, kriz ortamları özgür yazılımlar için gerçekten çok uygun ortamları yaratır mı, yaratmaz mı konusunda biraz daha yazmak istiyordum ama o konuyu haftasonuna ertelesek de olur.

Şimdi biraz standartlar ve birlikte çalışabilirlik üzerine konuşalım. Çünkü insanoğlu hergeçen gün daha fazla veri üretiyor ve üretilen bu verilerin çöp yığınlarına dönüşmemesi ve o verilerden başka firma ve kullanıcıların da fazladan emek sarf etmeden faydalanabilmesi, onu kullanabilmesi ve bir değer yaratması gerekiyor.

Yine stardartlar özellikle şirketler için çok önemli. Verileriniz, dokümanlarınız ve daha bir dolu şey eğer başkaları ile paylaşılamayacak veya stardart araçlarla ulaşılamayacak durumdaysa o veriler bir anlam ifade eder mi? Veya sırf o verileriniz yüzünden bilgi teknolojileri alt yapınızda / ara katmanlarda sadece ve sadece bir firmaya bağlı kalmak ne kadar doğru bir BT stratejisidir? (işte özgür yazılım kullanmak için maliyetten kat be kat önemli bir parametre)

Kurumların verilerini herhangi bir firmaya bağımlı kalmadan kullanabilmesi, istediği zaman bu verilerini herhangi bir ek maliyet ve/veya emek harcamadan başla kurum ve firmalarla paylaşabilmesi hem o firma için artı değer yaratacaktır hem de BT harcalamarında veya ürün seçiminde firma/ürün bağımsız şekilde düşünebilecek ve böylece de en iyi hizmeti en uygun fiyata alabilecektir. Dolayısıyla standartlara uygunluk bir firmanın / kurumun BT stratejilerinde en üst sırada yer alması gereken bir şey.

Bill Gates’in yukarıdaki epostasından da görüleceği üzere kapalı kodlu yazılım geliştiren ve standartlara uymak yerine kendini standart yapmaya, böylece bu ürünü kullanan firmaları tek ürün ve tek firmaya mecbur kılmak temel amaç. Kendi açısından haksız da sayılmaz. Sonuçta kar maximizasyonu denen bir şey var. Sonuçta bu tip firmalar kurumların veya müşterilerin özel çıkarlarından ziyade kendi çıkarına çalışacak. Dolayısıyla bu tip bağımlılıklardan kurtulmak için de standartlar dediğimiz şeyleri takip etmek, tüm bilgi teknolojileri alanında standartlaşmamış veya sizi sadece belirli bir firmaya bağımlı kılacak kararlardan kaçınmak bir BT müdürünün en öncelikli konusu olmalı.

Özellikle açık standartlar ve özgür yazılım, firmaların yazılım tercihlerinde sadece ve sadece maliyetinden ötürü tercih edilmemeli. Özgür yazılım kullanmak, standartları takip etmek stratejik bir karardır, ve maliyetten bile daha önemli bir karardır…

-

——

Neşeli günler,