Archive for April, 2010

montreal, kent ve kimlik

Wednesday, April 28th, 2010

Kar yağıyordu. Usul usul, lapa lapa kar yağıyordu Montreal’e. Bir önceki gün yaz mevsiminin en güzel günlerinden biriymişcesine sıcak ve canlı olan şehir,  Nisan’ın sonunda gelen bu kara -ben ne kadar şaşırsam da- şaşırmamıştı. “Kış Montreal’e güle güle demeden gitmez” dedi yıllarını bu şehirde harcamış taksi şoförü ve gevrek bir kahkaha eşliğinde ekledi “ işte bu kar da Montreal’e kışın güle demesi”.

Montreal’i montreal yapan onun avrupai havası değil sadece. Belki kuzey amerikadan gelen turistler için montreal kuzey amerika’daki avrupa demek, avrupadan gelenler içinde kuzey amerika ile avrupayı harmanlamış, kendine bir kimlik edinebilmiş bir şehir demek. Montreal’in kalbi “downtown” ne kadar kuzey amerikan kültürünü yansıtıyorsa, o alanın tüm çevreside gerek mimarisiyle, gerek dar sokaklarıyla, gerekse de kafeleriyle avrupa demek. Kendini “katil yosun kültürüne”* teslim etmemiş, tam aksine özgün bir bileşim yaratabilmiş. Toronto ikinci NY olacağım derken tüm kişiliğini kaybederken Montreal kendi özgün kimliğiyle sizi kendine aşık ediyor.

Outremont’daki sakinliği, viktorian evleri, anglosakson westmount bölgesini, Notre-Dame Basilikasını, St.Denisi ve kafelerini, Saint Joseph Oratoryosunu ve diğerlerini de yazacağız ama şimdi zaman kısıtlı, o yazılar başka bir kentten yazılacak.

Gönül bu kente tam da yaz mevsiminin ortasında gelmeyi, jazz festivalini, film festivallerini, sokak partilerini ve daha bir dolu “yaşam belirtilerini” de aktarmayı isterdi ama yol uzun vakit kısıtlı.

başka kentler, başka denizler….

*katil yosun kültürü: tanımlama arkadaşım Burak Çatlı’ya aittir.