Ne onlar başka tanrının çocukları, ne de biz…

“Ne senden fazlayım / Ne senden az / Aynı macerada ayrı biraz / Gözle biçim biçim / Kalple anlar içim / Ayrı gayrı olmaz / Sen yoksan ben hiçim
Aç kardelen aç / Dağın olayım, suyun olayım / Göğün olayım aç
Her çiçeğin kar altından / Güneşe giden masalında / Yaşamak yeniden tazelenir / Yeniden anlamlanır / Işığa uzanırken kardelen / Kış rüyasından / Ümidin mucizesiyle / Sevince uyanır”  / Kardelen,  Sezen Aksu

10 yıl kadar önceydi. “Bir Dinazorun Anıları” adlı kitabı okuyordum. Kitabında Mina Urgan kendi hayatının seyrini değiştiren anı şöyle anlatır: Tren ile yaptığım uzun bir yolculuk esnasında tren istasyonlardan birinde durdu. Bu sırada camdan dışarıyı izlerken bir kız çocuğu gözüme ilişti. Ayakkabıları yok, üstü başı yırtık vaziyetteydi. Mendil satmaya çalışıyordu. Benim yaşlarımdaydı. O sırada aslında o kızın orada, benimde burada olmamın tek sebebi benim biraz daha şanslı olmam, ona ise bu şansın tanınmamış olması olduğunu anladım. Yani aslında benim burda, onun ise orada olması tamamen bir tesadüftü…”

Gazetelerden gözünüze ilişmiştir belki. Fatma Korkmaz’ın hikayesi. Yeni değil hikaye hergün bu hikayelere yeni Fatmalar, Ayşeler ekleniyor Anadolu’da…Cehaletin kör karanlığında daha açamadan solan binlerce çiçekten sadece bir kaçı. Bunlar görebildiklerimiz, duyabildiklerimiz. Bir de göremediklerimiz, duyamadıklarımız var, açamadan solan kayıp çiçekler var…

Siz hiç hiç düşündünüz mü?

O Fatma Korkmaz siz de olabilirdiniz…

15 yaşında -hayatın baharı diyemeyeceğim- hayatın daha başında, cehaletin kör karanlığında kaybedildiniz mi?

Bilin ki eğer o karanlıkta kaybolmadıysanız bu sadece bir tesadüften ibaret. Sadece bir tesadüften…

Ne onlar başka tanrının çocukları, ne de biz…

Ne onlardan fazlayız, ne de onlardan az…

……

Can Dündar’ın 20 Ekim 2008 tarihli yazısından öğrendim. Bakın ne diyor Can Dündar:

<alıntı başlangıcı>
Milliyet’in 2005’te başlattığı “Baba Beni Okula Gönder” projesi biraz da bu görüntülere son verebilmek içindi. Okula giden kızları, 15’inde zoraki evlendirmek, bekâret kontrolüne göndermek kolay olmazdı çünkü…

3 yıl içinde 110 bine yakın bağışçı, bu ideale 30 milyon YTL destek verdi. Bu sayede 7156 kıza 3 yıllık eğitim bursu sağlandı. 22 yurt, 9 okul yapıldı. Kızlar orada yaşamaya başladı. 3 bini takdir ya da teşekkür aldı. 26’sı üniversiteye girdi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile bir araya gelindi, 2008-2009 öğretim yılı için kızlara gereken burs miktarı belirlendi. Gereken yıllık tutar 400 YTL idi. Yani ayda 34 lira…

Lakin kriz bastırdı. Bazı destekçiler, burs vermekte zorlandı. 7 bin burslu kızdan 2 bin 500’ünün bursu tehlikeye girdi. Bu öğretim yılı için isimleri belirlenmiş olan 2500 kızın burs ihtiyacı henüz karşılanamadı. Okulların başladığı göz önüne alındığında bu ihtiyacın çok kısa sürede giderilmesi, bu kızların ortada bırakılmaması gerekiyor. Her bir bursiyer için ayda 34 lira lazım. Bizim Naz markete sordum, “İnsan, 34 lira burs verse, neden vazgeçmesi gerekir” diye: “Bir gece rakı sofrası kurmasalar, onun iki saatlik keyfiyle bir kız okur” cevabını verdi. Bir büyük rakı, bir büyük su, biraz çerez parasına bir ay okuyor kızlar… İster Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Garanti Bankası Etiler Şubesi 6298640 No’lu YTL hesabına 1 yıllık bağış tutarı olan 400 YTL’yi tek seferde yatırın; ister “bababeniokulagönder.org” sitesinden otomatik ödeme talimatı vererek 34 YTL bağış tutarının 1 yıl boyunca her ay hesabınızdan çekilmesini sağlayın.

Fatma’ları yaşatalım! “
</alıntı sonu>

Hadi, taşın altına elimizi -gücümüz yettiğince- koyalım…

O Fatmalar, o Ayşeler biziz…

Ne onlardan fazlayız, ne de onlardan az…

Ne onlar başka tanrının çocukları, ne de biz…

Neşeli pazartesiler,
Erhan Ekici

Okuyucu yorumları ( 6 yorum )

  1. armut 'nin yorumu:

    Uyandırdığın için teşekkürler, ama insan düşünmeden edemiyor acaba asıl bu işi görevi olarak yapması gerekirken renkli sofralar kurmaya devam edenler için bir şeyler yapılmayacak mı? Bu iş hep böyle taşıma suyuyla mı gidecek…

  2. kabin 'nin yorumu:

    uyardığın için cidden supersin. ayrıca makale harika olmuş yüreğine sağlık.

  3. Tayfur Taybuğa 'nin yorumu:

    Çok önemli birazda geriye atılmış bir konuya değinmişsiniz. İnsanların ‘insanlık’ duygularını sömüren tüccar dernekler yüzünden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi önemli STK`lar ve saygınlığı tartışılmaz basın organları da bu tip kampanyalarda daha etkin görünmez olacak diye korkuyorum..

  4. Tahir Emre 'nin yorumu:

    Bu konuyu bizimle paylaştığınız için teşekkürler.

    “armut”un söylediği gibi bu biraz taşıma suyla değirmen döndürmek gibi oluyor. Bu sorunların kökenine inip kökenini kurutmadıktan sonra her zaman vicdanımızı rahatlatmak için bizden daha kötü durumda olanlara yardım etmeye devam edeceğiz. Ve bir kriz çıktığında kelli felli yardımsever amcalarımız ilk önce “vicdanını rahatlatmak için” ve belki de “vergiden yırtmak için” ödediği yardım paralarından kesecek. Sömürü düzeni devam ettikçe bizim kurtardığımız, kuırtarmaya çalıştığımız binlerce kız yanında yüzbinlercesi aynı sorunlarla boğuşmaya devam edecek.

  5. erhan 'nin yorumu:

    Sosyal Devlet ilkesi kağıt üzerinde kaldıkça / devlet eğitim konusundaki temel sorumluluğunu yerine getirmedikçe elbetteki bu durumlarla maalesef daha çok karşılaşacağız. Burs sisteminin bir çözüm olmadığı çok açık. Ama bir de başka bir gerçek var: O çocukların okullarına devam edebilmeleri için bu bursa şu an ihtiyaçları var. Herkesin temel bir hak olarak olarak eğitim hizmetlerine erişebildiği, bu hizmete erişmek için kimsenin yardımına ihtiyaç duymadığı zamanları yaşamamız dileğiyle…

  6. ali 'nin yorumu:

    Fatih Terim ödesin… Bu yazıyı yazan Can Dündar ödesin. Burada isimleri tektek yazmaya kalksam Erhan emin ol senin web alanın yetmez.

Yorum yap