Archive for April, 2007

Etkin bir LKD için

Saturday, April 21st, 2007

En son günlük girdimimde belirtiğim ve LKD içinde devam eden son tartışmalar ışığında bazı konuları biraz daha detaylandırmanın ve elden geldiğince öneriler getirmenin faydalı olacağını düşünüyorum.

Gönüllü Profesyonellik ve LKD” başlığıyla yazdıklarıma sevgili Bora Güngören‘in yazdıkları eklenince ve bu tür yazıların devamının gelmesinin, nasıl bir dernek istediğimiz konusunda faydalı bir fikir alışverişinin gerçekleşmesini sağladığını düşünüyorum.

Öncelikle bir noktayı tam olarak açıklamakta fayda var. “Profesyonel” ve “amatör” kelimeleri gerek benim tam olarak belirtmememden gerekse yaygın anlamının sonucu oluşan bir yanlış anlama var. Elinden geldiğince kamu yararını gözeterek ve kuruluş amaçlarından biri olan “Özgür yazılım felsefesini“ yaygınlaştırmaya çalışan bir dernek için yaptığımız gönüllü çalışmaları “amatör” olarak nitelemekten ziyade “amatör ruh ile yapılan profesyonel çalışmalar” demeyi tercih ederim. İşte benim derneğimizde görmeyi arzuladığım sistem tam olarak bu anlayış üzerine oturuyor. Gerek dernek yönetiminde gerekse dernek üyeleri arasında “gönüllüyüz, amatör olarak bu işleri yapıyoruz” mantalitesinden biran önce sıyrılıp, açık kaynak felsefesinin yaygınlaşması için gönüllü olarak “profesyonel şekilde” çalışmalar yapmamız gerekiyor.

Bir dernek olarak faaliyet yürütme niyetimizi beyan ettiğimiz anda şu soruya cevap verebiliyor olmamız gerekiyor: “Bu dernek niye gerekiyor?”. LKD nin gerek tüzüğünü gerekse kuruluş amaçlarını okuduğumuzda bu soruya nispeten tatmin edici cevaplar alabiliyoruz: “özgür yazılım felsefesinin yaygınlaşması vs.” Burada sorun yok. Ama kuruş aşamalarını tamamlayıp faaliyete geçmiş bir dernekten söz etmeye başladığımızda başka sorularda gündeme geliyor : “Bu amaçlara nasıl ulaşacaksınız?”, “hangi yöntemleri kullanacaksınız?”.

Bunların dışında bir dernek olarak “derneksel amaçlarınız” nelerdir? Derneğimizi büyütmek için, üye sayısını arttırıp, etki gücümüzü büyütebilir miyiz? Yerleşik düzene, bir dernek binasına ihtiyaç var mı? italya’daki gibi kamu yararına olmayan uygulamalar karşısında hemen hukuki yollara başvuran, sonuç alan bir dernek olabilecek miyiz? Şenlik düzenlemeyi/biz bize etkinlik yapmayı bir kenara bırakıp güncel olaylar karşısında kamuoyunu yeterince bilgilendirebilecek miyiz? Akademik kurulumuz olabilecek mi? Bu kurul belli periyodlarla raporlar yayınlayıp “özgür yazılım, açık kaynak ve açık standartlar” konusunda kamu ve toplumu bilgilendirebilecek mi? GPL v3 ün yayınlanmasını müteakip GPL v3′ün özgür yazılım dünyasına, açık kaynak dünyasına, yazılım geliştiren firmalara ve kullanıcılara, genel olarak ta sektöre olası yansımalarını bir rapor ile duyurabilecek miyiz?

Bu ve bunun gibi hedefler şu an itibariyle bize uzak görünüyor ama başarılamayacak işler değil. Yeterki dernek olarak bu ve benzeri noktalar üzerinde uzlaşabilelim. LKD yönetimi bu konuda niyet beyanında bulunsun. Bu ilk aşamayı müteakip bu hedeflere nasıl ulaşabileceğimizi, olası engelleri saptayıp bunlara çözüm bulabilelim. (“marketing” terimiyle konuşursak SWOT analizi yapalım)

Bunların dışında dernek üyelerinin tartışmasını istediğim şu noktalar var :

  • LKD Yerleşik düzene geçmeli mi? Bir dernek merkezi olmalı mı?
  • Kurumsal üyelik mekanizmasını kurarak etki alanını ve gelirlerini arttırmalı mı?
  • Amaçlarına ulaşmak için yapacağı faaliyetlerde maddi sorunlar yaşamaması için gelir elde etmeye çalışmalı mı?
  • Özellikle üniversite öğrencilerinin derneğe ilgisini ve üyeliklerini sağlamak için belli mekanizmalar kurmalı mı? (Staj olanağı sağlamak gibi)

Bu konularda şenlik esnasında insanlarla fikir alışverişi yapabileceğimiz uygun ortamlar olacağını düşünüyorum. Umarım yanılmam :)

23 Nisan’dan itibaren Kazakistan/Almata’da olacağım. Bir aksilik olmaz ise 4 Mayıs günü İstanbul’a dönüp, aynı akşam Ankara’ya şenliğe doğru yola çıkmayı planlıyorum. Umarım evdeki hesap çarşıya uyar :)

 

Gönüllü Profesyonellik ve LKD

Friday, April 13th, 2007

Yazı yazmak için ekranın karşısına oturduğumda yazmak istediğim şey belli idi. Bugun Sabahattin Ali ustanın “Bahtiyar Köpek” isimli öyküsü hakkında yazacaktım. Sabahattin Ali, hep kötü şeylerden bahsettiği, hiç mi güzel şeyler olmadığı konusunda eleştiriler alınca, alır kalemi eline başlar yazmaya…Güzel şeyler yazacaktır: Mutlu, mesut bir köpeği anlatacaktır. “Bahtiyar Köpek” isimli öykü böyle oluşur. Ama gerek Linux camiasında hararetli tartışmalar, gerekse Erkan Tekman hocamın ”prehistoryaya” yine benle başlaması başka şeyler yazmaya itiyor beni. (Erkan hocamın beklediği(benim de beklediğim) Forrester araştırmasının Pardus projesi için uygulanmasını yazacakken araya bir Paris yolculuğu girdi, ardından kronik bronşitim esir aldı beni…Sonuçta olmadı ama aklımda hocam.)

 

Milli/Ulusal tartışmaları kısır döngüsü etrafında dönen Pardus konusunu bir kenara bırakalım. Biz bugünlerde LKD’de içinde dönen tartışmalara bir göz atalım. Göz atalım göz atmasına ama ne yazacağız? Yazacak o kadar çok şey var ki? Bir taraftan bloglara yazılan “Ben ürettim, siz üretmediniz ” mealindeki cümleler, diğer taraftan garip bürakratik yöntem tartışmaları. Göz gözü görmüyor diyebileceğimiz kadar karışık tartışmalar. Bu ortam yazacak iki cümlesi olanları bile soğutmaya yetiyor maalesef.

 

16 Haziran 2005 tarihli Murat Eren‘in dernek listesine gönderdiği aşağıdaki epostayı alıntılayalım. Bundan iki yıl kadar önce bir grup LKD mensubu olarak bakın neler demişiz:

Göderen : Murat Eren
Tarih : 16 Haziran 2005
Konu : Dernek Tartışmaları – Ek Materyal

Merhabalar,

Son günlerde yoğun şekilde yapılan dernek tartışmalarına destek olmak ve insanların sorunları tarif etmesine yardımcı olur ümidiyle dernek listesi ile paylaşılmasına karar verilen, benzer konular üzerine gitmek amacıyla daha önce yapılmış ve bir öneri niteliğinde olan bir çalışma aşağıda.. Ayrıca
çalışmanın, okunurluğu çok daha yüksek olan PDF versiyonuna da [1] adresinden ulaşabilirsiniz.

[1] http://cekirdek.uludag.org.tr/~meren/lkd-nereye-gidiyor.pdf

Dernekler gibi sivil toplum örgütlerinin elbetteki gönüllüleri ile beraber ayakta kaldığı gerçeğini hep aklımızda tutalım ama yönetim-yönetme olgularının da “profesyonel gönüllülük” ilkesi çerçevesinde ele alınması gerektiğini unutmayalım. Yukarıdaki dokümanda çok genel ve temel şeyler yazıldı ve şöyle denildi :

Bu nedenle, LKD yönetiminde gördüğümüz eksikleri ve yapmamız gerekenleri listelemeye çalıştık. Yapılması gerekenleri hangi yöntemleri kullanarak gerçekleştireceğimizi ancak yapılması gerekenler üzerinde anlaştığımız zaman ayrı bir çalışma ile hazırlamayı planlıyoruz.

Ama gelin görün ki hareket planı oluşturmak bir yana amaçlar konusundaki temel yaklaşımlar bile tartışılamadı. Olayları 2 yıl geriden takip edelim. Dernek tartışmalarının yoğun olarak yapıldığı dönemden şu eposta ilmeklerini okuyalım:

http://listweb.bilkent.edu.tr/Linux/dernek/2005/Jun/0200.html

Tüm bunları ve bugünlerde dönen dernek tartışmalarını düşününce Haldun Taner’in şu sözleri aklıma geliyor:

Bir düne bak
Bir bugüne
Hey gidi günler hey
Az gittik uz gittik
Bir de döndük baktık ki
Dostlar
Olduğumuz yerdeydik.”

Tamam, olduğumuz yerde kaldığımızı söylemek kolaylığından çıkalım. Çalışmak istiyoruz, dernek adına LKD den kazandıklarımızı LKD’ye geri vermek istiyoruz. Ama temel noktalar üzerinde bile anlaşılamamış bir LKD’ye değil. “Gönüllü Profesyonellik” yaklaşımı içinde olan bir dernek hayal ediyoruz. Hayal etmekle de kalmak istemiyoruz. Kendi adıma yapıcı tartışmalara katılarak, dernek çalışma gruplarından birine en kısa zamanda tekrar girerek üretmek istiyorum ama “LKD – Nereye Gidiyoruz” başlıklı yukarıda bağlantısını verdiğim dokümandaki temel noktalarda tartışmaya, yol haritasını çizmeye, hedeflerini oluşturmaya ve bunun gereklerini yerine getirmeye niyetli insanlarla..

Erhan Ekici,

 

Rakamların dili olsa…

Monday, April 9th, 2007

Geçenlerde bir arkadaşla Linux’un desteklediği CPU sayıları, yüksek CPU sayılarında bunlardan ne kadar verimli faydalandığı üstüne ayaküstü konuştuk. Konuşmanın sebebi ise *nix ürünü satan bir firmanın sunumlarında bir takım “marketing trickleri” ile Linux’un bu konuda kendi *nix lerinin çok gerisinde kaldığını bir sunum ile arkadaşa anlatmalarıydı. Neyse lafı fazla uzatmadan bu konuda geldiğimiz son nokta süper bilgisayarların işlemci sayıları ve üzerlerindeki işletim sistemleriydi..İstatistikler bazı şeyleri gizlerler ama bazılarını da çok güzel özetlerler :)

Aşağıda Top500.org dan alınan süper bilgisayarlarla ilgili çeşitli rakamlar
————————————————————————-

OS Family Count Share % Rmax Sum (GF) Rpeak Sum (GF) Processor Sum
Linux 376 75.20 % 2014910 3195766 516189
Unix 86 17.20 % 559636 807423 142104
BSD Based 3 0.60 % 47697 53248 5888
Mixed 32 6.40 % 872226 1104103 350484
Mac OS 3 0.60 % 32989 53008 6296
Totals 500 100% 3527458.35 5213548.18 1020961

******

Operating System Count Share % Rmax Sum (GF) Rpeak Sum (GF) Processor Sum
Linux 326 65.20 % 1512976 2485198 419533
SLES 8 3 0.60 % 13695 20519 3568
Redhat Enterprise 3 1 0.20 % 6252 7488 1040
HP Unix (HP-UX) 27 5.40 % 87070 151205 35866
MacOS X 3 0.60 % 32989 53008 6296
Solaris 5 1.00 % 25821 51857 8680
UNICOS 8 1.60 % 59799 72179 8154
Super-UX 3 0.60 % 47697 53248 5888
AIX 43 8.60 % 364623 500550 75636
Tru64 UNIX 3 0.60 % 22323 31632 13768
SLES 9 25 5.00 % 287071 408755 56888
UNICOS/Linux 2 0.40 % 60480 75441 14508
CNK/SLES 9 27 5.40 % 649891 825747 294912
SUSE Linux 3 0.60 % 28034 32768 4224
Redhat Linux 4 0.80 % 26892 46742 6176
RedHat Enterprise 4 7 1.40 % 80882 130400 14776
UNICOS/SUSE Linux 3 0.60 % 161855 202915 41064
SLES 10 2 0.40 % 36273 39321 6144
SLES10 + SGI ProPack 5 5 1.00 % 22836 24576 3840
Totals 500 100% 3527458.35 5213548.18 1020961

Linux işletim sistemi bu gidişle HPC alanında birinciliği kimse bırakmayacak gibi görünüyor..
Diğer istatistikler için http://www.top500.org/stats adresine bakabilirsiniz….

You click, we stack, you get

Monday, April 2nd, 2007

Hemen belirteyim : başlık bana ait değil, gugıl’a ait. Bugun 1 Nisan’dı. Orda burda “yok canım bu kadar da olmaz” denilecek ne kadar inanılmaz şey varsa günün Nisan 1 olduğunu hatırlayıp gülümsedik. Ama konu gugıl olunca şaka mı gerçek mi? ayırt etmek kolay olmuyor.
Gugıl diyor ki “You click, we stack, you get” yani epostalarınızı “posta” olarak almak ister misiniz? (şaka mı değil mi, ayırt edemedim :) )

gmail_paper2

Is it free?

Yes. The cost of postage is offset with the help of relevant, targeted, unobtrusive advertisements, which will appear on the back of your Gmail Paper prints in red, bold, 36 pt Helvetica. No pop-ups, no flashy animations—these are physically impossible in the paper medium.

How about attachments?

All part of the deal. Photo attachments are printed on high-quality, glossy photo paper, and secured to your Gmail Paper with a paper clip. MP3 and WAV files will not be printed. We recommend maintaining copies of your non-paper Gmail in these cases.

Is there a limit?

You can make us print one, one thousand, or one hundred thousand of your emails. It’s whatever seems reasonable to you.

But what about the environment?

Not a problem. Gmail Paper is made out of 96% post-consumer organic soybean sputum, and thus, actually helps the environment. For every Gmail Paper we produce, the environment gets incrementally healthier.

Yok canım, daha neler :)